13 Haziran 2012 Çarşamba

Novocrin Magic Mask Kullanım / Watsons Biralı Onarıcı Saç Maskesi Kullanım

Şu sıralar saçlarımla başım belada. Gün aşırı fön maşa derken saçtan çok pişmaniyeye dönen saçlarıma ne bulursam sürüyorum. Bu arada pekçok blogu takip ederek alternatif fikirlerin peşinde koşuyorum.


Watsons' ta satılan Biralı Onarıcı Saç Maskesi için öyle güzel yorumlar var ki, bi de ben deneyeyim istedim. Nitekim aldım. 500ml'lik kocaman ambalaj, (tam hatırlayamasam da, galiba) 8 liraya aldım. Bildik maskeler gibi... Kokusu var ama yoğun bayık bi koku değil. Şampuanlanmış saça sür ve bekle. Ne ala. Bekledim/Bekledim/Bekledim ama ne yazık ki pek işe yaramadı:( Herhangi bi saç kreminden daha fazlası yoktu. Yumuşaklık, parlaklık olmadı. Sonraki denemelerde, miktarını arttırarak kullandım. Yine aynı.

Sonuç : Bu ürünün beğeneni ve vazgeçemeyeni çok fazla. Ancak; benim, işlem görmekten zıvanadan çıkmış, mısır püskülüne dönmüş saçımda farkedilir bi etki yaratmadı :(
.........................

Novocrin Magic Mask: Öncelikle bunun dağıtımcısı vs birileri tesadüfen bu yazıya denk gelirse, burdan kendilerine haykırıyorum. Koca Ankara'da şu maskeyi bulmak için göbeğim çatladı, haberiniz olsun.

200ml'lik ambalajda, 30 liraya aldım. Öncelikle; Novocrin ürünlerinin belki de en sevdiğim ve bayıldığım tarafı üzerinde üretim tarihi yazıyor olması. Öyle kod mod yok, bilmece çözmeye gerek yok, açık açık...Haliyle ne kullandığınızı biliyosunuz. Keşke her marka bunu yapsa...

Gelelim maskeye : Keratin yardımıyla saçları yumuşatacağı, onaracağı yazıyor. Sarıya çalan, yoğun bi krem. (Aslında bu 2 maskenin kıvamları ve renkleri benziyor diyebilirim) Kokusu varla-yok arası. Şampuanlanmış saça sür, bekle. Sonuç : Hiiiiiiiiii ! E, sevdim ben bunu :) Durularken, saçta bıraktığı o krem hissi (bildik saç maskelerine göre) çok geç arındı ama dolaşık saçlarım kolaylıkla açıldı, yumuşacık oldu. Kıvırcık saçlıyım. Bazen saçlarım özerkliğini ilan edip, yelken gibi kabarıyor. Hah işte bu maske elektriklenme ve kabarma derdime de deva oldu. Peki parlaklık/kırıklar vb nasıl? derseniz, ona farkettiğim bi etki olmadı....

Sonuç : Benimle aynı dertten muzdarip, saçlarını işlem manyağına çevirip tiftikleştirenlerin işine yarayabilir. Bana gelince, zımparaya dönüş saçlarım yumuşadı, mes'udum :) Bulabilirsem yine almak niyetindeyim.

9 Haziran 2012 Cumartesi

John Frieda Frizz Ease 3 Day Straight Kullanım-3 Güne Kadar Fön Sabitleyici Sprey

Kıvırcık saçlıyım ve en büyük derdim fön...Bilen bilir kıvırcık saç belalıdır. Her kuaför fön çekemez, çekilen her fön uzun süreli kalmaz.  Bu çaresizlikle, nerde "düzleştirici" ibareli bi ürün görsem hooop atlıyorum. Ki, bu da onlardan biri oldu. (John Frieda ürünlerini bir dönem kullanmışlığım var. Ancak; süreç içinde farklı marka ve ürünler deneme sevdasına uzun zamandır elim hiç bi ürününe gitmedi. Zaten aklımda kalan, vazgeçilmez bi ürünü de olmamıştı.) Doğrusu bu ya, bu spreyden de çok ümidim yoktu. Ama denemekten ne çıkardı. Alıverdim.

İnternette daha ucuza gördüm ama kargo margo beklemeye sabredemeyince, kozmetikçilerin birinden aldım. Etiket fiyatı : 38 TL.

Gelelim spreye...100 ml'lik fıs fıslı bi şişede. Saçında boya vb olması kullanmana engel değil. Nemli veya ıslakken, (7-15 kere yazıyor ama) saçının sıklığı ve kıvırcığına göre sıkıyorsun. Benimki çok gür diyemem ama, çok kıvırcık... Haliyle sıkarken abandım:) Isıyla beraber pek de hoş olmayan kokular yayıldı. Peki bu beni durdurdu mu? Tabiki hayır, föne devam. (Belki az sıkılsa kokusu az olabilir, ona bişi demeyeyim...)

Ve sonuç : Ta-ta-taaammm. Sevdim, hatta çoook sevdim. Düzleşmesi daha kolay oldu. Fön sonrası çarçabuk kabarmadı. Fön kullanım sürem uzadı. Yalnız bi bilgi eklemeliyim. Saçı yağlandırıyor gibi. Gerçi kıvırcık saçların genel özelliği kuru ve mat olmaları. Bu sebeple bu yağlanma hissi güzel olabilir, ki ben bu parlaklık hissini sevdim...Sonucun sonucu :) : Elbette bana iyi gelen herkese uyacak diye bişi yok fakat ben, ürün performansı değişmezse bayıla bayıla uzun seneler kullanacak gibiyim.

7 Haziran 2012 Perşembe

Accent Saç Renklendirici Köpük Kullanım

Kıvırcık saçlıyım ve ömrümün yarısı saçlarımı çekiştirip durmakla geçiyor:) Neredeyse her gittiğim kuaför ısrarla brezilya fönü (Gerçi Brezilya fönü için kafa karıştıcı şeyler duyuyorum ama:( galiba deneyeceğim) yapmayı teklif ediyor:) Kimileri saçımda boya olmasının brezilya fönüne engel olmayacağını söylese de, büyük çoğunluğu saçlarımın boyasız olmasının daha iyi sonuç vereceğini söylüyor, "Brezilya fönü çeker, üzerine boya yaparız" diye de ekliyorlar. Pek güzel, pek şahane, de!!! E, ama saçlarımda yığınla beyaz var, saçımdaki boyadan kurtulmam şanslıysam en iyi ihtimal 1 sene:( Düğün olur, bayram olur, olur da olur. 1 sene bu saçlarla dolaşılmaz ki ! İşte buna bi çözüm bulamıyordum ki, bi kuaför daha önce duymadığım bişiden bahsetti. "Rossmann' lerde Accent isimli bi renklendirici köpük var. Günlük hayatında beyaz meyaz 1 sene sabret, önemsediğin dönemlerde de o köpüğü kullanırsın" dedi.

Renklendirici köpüğün özelliği, saçı boya gibi kapatması ama uzun süre kalmamasıymış. "6-8 yıkama sonunda saçtan tamamen arınır" yazıyor. Boyamak istemediğim ama kendimi pek bi pasaklı bulduğum şu dönemde mucize gibi geldi. Renk seçenekleri pek fazla değil (TIK) ama sevindirik sevindirik alıverdim. (Fiyatı tam hatırlayamasam da, 6-7 lira civarındaydı.)

Uygulama bildik saç boyası gibi. Tüp içindeki boyayı, içi sıvı dolu olan kutuya sıktım. İyice çalkalayıp saça sürdüm. Evde uygulanan boyalarla kıyaslanınca kokusu az, yanma hissi varla-yok arası...İstediğin koyuluğa göre saçta tutma süreleri vermişler. Ben 30 dk tuttum. Sonuç : Pek bi koyu oldu:) Zaten saçımda çok da uzun kalmayacağı için önemsemedim. Beyazlar kapanmıştı, daha ne olsundu.

Sonuç : Hem boyamak isteyip, hem de boyamaya gönlü olmayan biri olarak, günü kurtarmamı sağladı. Doğrusu çok sevdim. Fakat uyarmalıyım, benzer bi durumda olup, denemeye niyetlenirseniz, aynı markanın kalıcı boyaları da var. Aman karışmasın, kutuyu dikkatle okumanızı öneririm.

6 Haziran 2012 Çarşamba

Nuxe Huile Prodigieuse Or Kullanım / Çok Amaçlı Işıltılı Kuru Yağ

Her yerde kuru yağ efsanesi(!) dolanıyor. Kullanan tek bi tanıdığım bile yok. E bu merak da beni kemir kemir bitirecek! Gidip aldım. (Aferin!)Aslında ışıltısız pırıltısız olanı almaya niyetliydim ama anlık bi kararla ışıltılı olanı aldım.

Eczanelerde; 50 ml: 80 TL, 100 ml: 110 TL.(İnternette daha ucuza gördüm) Sevimli cam şişelerde. 50 ml'lik olanı dökme şişe. 100ml'lik olanı fıs fıslı. Fıs fıs olanın kullanımı daha rahat görünüyordu ama akıbetini bilmediğim bişeyin en büyük boyunu almak istemedim.

Üzerinde; (mealen ) "Cilt tipin-yaşın ne olursa olsun, saç yüz ve vücuda kullanabilirsin" yazıyor. Ne güzel, ne güzel.

Gelelim özelliklerine :
1) Bıraktığı nemlilik hissi kısa süreli. Kimseciklerin, günlük nemlendirici krem niyetine kullanılabileceğini zannetmiyorum.
2) Günlük hayat ve sık kullanım için fazla süslü. Ha, "Sabahları evden Jeniffer Lopez gibi ışıldayarak çıkayım" diyen olursa da bilemem :) Gündüz iptal dersek, gece nasıl? Öyle bol bol sürmedim. "Makyaj bozulur mozulur, kim uğraşacak" kaygısıyla belli belirsiz dokundum, fena olmadı. Ha yeri gelmişken, gece kullanım için bir de önerim olsun. Diyelim makyaj yapmadınız, Nuxe ışıltılı yağ sürüp çıkacaksınız. Ay aman sakın çok sürmeyin. Evden çıkarken makul ölçüde parıldayan yüzünüz, gecenin devamında ışığın loşlaşmasıyla florasana dönüşebiliyor (Denedim biliyorum:) )!!
3) Koku işi çok göreceli tabi fakat ben sevmedim.
4) Saçta kullanımı mümkün ama ben denemedim. Kup kuru ve malesef kıvırcık saçıma sürmeye kalksam şişenin tamamını yer.

Bana daha ziyade tatillik bi ürün gibi geldi. Hani insan tatile gidince, geceleri makyaj yapmak istemez ama bünye de alışmış, bişi sürmezse rahat etmez ya:) Hah işte, bence bu yağ, o zaman çok işe yarar. Hatta bronz bi tende şahane de durabilir. Makyaj yerine kullanılabilir. Ayarı kaçmazsa sevilinebilir...

SONUÇ :Yahu bunu keşke, makul fiyatla 10ml'lik filan satsalar. Alırsın, hevesin de merakın da giderilmiş olur. Ama 50 ml-100 ml çok...Yaz boyu tatil yapan uyuzlardan değilseniz bitmez :P Tamam, Nuxe ürünlerini seviyorum. Tamam simsiz olan kuru yağ bi sürü yerli-yabancı blogda çok beğeniliyor ama, simli olanı, yaşam stilinizle alakalı, iddialı bi ürün gibi...

5 Haziran 2012 Salı

Hametan Krem Kullanım

Hametan; hammamelis virginiana (cadı fındığı diye bilinen) etken maddeli, genellikle pişik için kullanılan, krem ve pomad şeklinde eczanelerde satılan bir ilaç. Kremi 30 gr'lık ambalajda, yaklaşık 7 lira.

Gelelim blogda yer alma amacına...Bu kremi, özellikle kuru ciltli tanıdıklarımın kullandıklarına şahit oluyordum... (Hatta bazıları nemlendirici niyetine sadece bunu kullanıyordu !) Öyle çok söylendi ki, merak ettim, heves ettim...
.................................
Epey zaman önce, yönlendirmelerini isabetli ve güvenilir bulduğum, sürekli alışveriş yaptığım eczacıya gittim ve günlük krem niyetine Hametan kullanmak istediğimi söyledim. Satmamak için direnerek, şöyle dedi; "Bahsettiğin sonuçta bi ilaçtır, her duyduğunu alıp, pervasızca kullanmana karşıyım. Hametan; örneğin, Roaccutane (sivilce ilacı / benim buna hiç ihtiyacım olmadı, kullanmadım) kullanan kişilere önerilir. Çünkü roaccutane cildi aşırı kurutur. Oysa, senin yağlıya dönük karma bi cildin var ve Hametan kullanmanı önermiyorum. Yağlandırabilir, sivilce yapabilir...Kaldı ki alerjiksin, bişi olursa karışmam!".... Hay aksi'ydi :(  Söylediklerinde ısrarcıydı... E, ama o kadar insan da şifa niyetine bunu sürüyordu! :(

Bi süre ikna olur gibi olsam da, takınca taktım ve sonunda tekrar gidip aldım. İlk hafta temiz cilde, geceli-gündüzlü(benim ilk kullanımım kışa denk gelmişti, yazları gündüz kullanımda leke yapma ihtimali olabilir), korka korka, azar azar kullandım. Öyle gündüz kremi niyetine tercih edilebilecek kadar belirgin bi sonuç olmadı. Ama alerji vb de yaşamadım. Yara, yanık, pişik, tahriş ve hatta emzirenlerin kullandığı yazılarını da okuyunca içim ferahladı, foşur foşur kullanmaya başladım :) İşte o foşur foşur kullanımları takiben cildim ucun ucun pütürcüklenmeye başlamıştı ki kullanmayı bıraktım. (Benim cildim, bepanteni de uzun süreli kullanınca sivilceleniyor)

O günden sonra Hametan'ı, kışın haftada bir, yazın 10-15 günde bir kullanıyorum. Bu ölçüyle kullanınca yarar/zarar, farkedilir bi sonuç görmüyorum. Bana kalsa (sağda solda okuduklarımın da etkisiyle) Hametan için, Bepanten gibi bişi diyeceğim ama... Eczacının söyledikleri hala aklımda olduğundan, ilaç mı değil mi hala ayırt edemediğimden, iyi ya da kötü bişi demeye korkuyorum.  Övgü veya yergi içeren laflar edip de yanıltmak istemem.
Sadece, pek bi dilden dile dolanan Hametan'ı ben de kullandım. Yaşadıklarımı anlatayım istedim...

4 Haziran 2012 Pazartesi

Bioderma Sebium Mat Kullanım

"Akne eğilimli ciltler için sebum düzenleyici, nemlendirici ve matlaştırıcı bakım kremi" yazıyor. 40ml' lik ambalajda eczanelerde 55lira civarında, internette 45lira civarında fiyatlarla satılıyor.

Kış başında Bioderma Sebium AI kullandım. (TIK) Ondan kuvvetli bi sonuç alamayıp, hala tek tük de olsa akne derdiyle uğraşmaya devam edince ikinci durağım Bioderma Sebium Mat oldu.

Sebium Mat' ın - Sebium AI' dan daha yoğun bi dokusu var. Ancak birbirinden çok da farklı kremlermiş gibi değerlendirmemek lazım. Geride bıraktığı his ve aldığım sonuçlar birbirine yakındı. Tek bi fark vardı ki o da Sebium Mat kullanımının cildi matlaştırmasıydı. Ürün özelliğinde "kullanımdan 7 saat sonra parlamada  %32 oranında azalma görülür" denmiş. Saat tutmadım tabi ama, cidden de kısa sürede, nispeten matlaştırdı. Fakat bunun dışında ekstra bi fayda görmedim. Gözenekse gözenek, siyah noktaysa siyah nokta... Bir kutuyu düzenli kullandım, değişen-eksilen olmadı.

Sonuç : Bioderma Sebium Mat için söyleyeceklerim ne yazık ki, Sebium AI' dan çok da farklı değil. Henüz, ilk gençlik yıllarındaysanız, belirgin cilt problemleriniz yoksa, yağlıya dönük karma cildinize parlama azaltıcı basit / dümdüz bi nemlendirici arıyosanız, kullanılabilir.


Bioderma Sebium AI Kullanım

"Akne eğilimli ciltler için aknelerin giderilmesine destek olan günlük bakım kremi" yazıyor. 30ml' lik ambalajda eczanelerde 50lira civarında, internette 40lira civarında fiyatlarla satılıyor.

Kış başında hatalı ürün kullanımı ile peydahlanan sivilcelerim için ilk durağım Bioderma Sebium AI oldu. Sabah-akşam düzenli olarak kullandım.

Gelelim etkilerine: "Akne ve siyah noktaların giderilmesine yardımcı olup, yeniden oluşmasına engel olma" vaadi ne yazık ki havada kaldı. Bir kutunun sonunda, siyah noktalarım hala yerli yerindeydi. Eskisinden ne eksik-ne fazla... Gözeneklere faydası da-zararı da olmadı. Aydınlanma, cilt tonu düzensizliklerinde ise hiç bi etkisi yoktu.

İyi yanları yok mu? Var. Şöyleki ; Cildi çok kurutmadan nemlendirdi. (Bu yönüyle makyaj altı için fena sayılmaz.)

Sonuç : "Gencim, güzelim, hiçbi cilt problemim yok. Yağlıya dönük karma cildim var. Günlük, basit bi nemlendirici arıyorum" diyenlerin işini görecek cinsten. Ama yok benim gibi, yok anti aging olsun, yok sivilcemi kurutsun, yok gözeneğimi küçültsün gibi doğaüstü sonuçlar bekliyorsanız, malesef :( Bu krem doğru krem değil.

Bir kutuyu bitirdim, yenisini almadım, almayı düşünmem. Tamam zarar vermedi. Alerji vb olmadı. Ama, yararı da olmadı. Kısaca: Bioderma Sebium AI; 16-17 yaşında, kozmetik bi derdi / beklentisi olmayan biri için iyi bi nemlendirici olabilir fakat benim için çok hafif ve yetersiz kaldı. Bi sonraki durağım, bioderma sebium mat krem oldu. (TIK)

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Bioderma Photoderm Max SPF20 Kullanım

Hassas ve yağlı ciltler için güneş kremi. 40 ml'lik ambalajda, eczanelerde 50 TL. fiyatla satılıyor. (İnternette daha ucuza gördüm.)


Güneş alerjim olduğundan, yaz kış güneş kremi kullanmak zorunda olanlardanım. Güneş koruyucu özellikli 15-20 faktörlü nemlendiriciler, kışın belki ama özellikle yazın bende yetersiz kalıyor. Geri dönüşü olmayan lekelere yenileri ekleniyor :(  Haliyle yaz boyu 50 faktörlü güneş kremleriyle yaşamak zorunda kalıyorum.

Güneş koruyucu kremlerin en sıkıcı tarafı öncelikle sivilce yapmaları ve ne yazık ki Bioderma Photoderm max' da da sivilce problemi yaşadım. Yağlı ve hassas ciltler için olanı almama rağmen, ilk hafta ağrılı sinir bozucu sivilcelerim oldu. Eczacı; uzun süredir güneş koruyucu kullanmadığım için sivilcelenmiş olabileceğimi, bir ay kullanmamı, geçmezse içeriğindeki çinkonun alerji yapmış olabileceğini, o durumda da bırakmamı önerdi. Yorum ne derece doğru bilmiyorum ama çaresizce inanmak istedim ve kullanmaya devam ettim. Kremi kullanışımın 1.ayı bitti... Sivilceler hafifledi, eski yoğunluk ve acıda değiller ama hepten geçti, kurtuldum diyemem:(

Ürünün yapısına gelince, oldukça akışkan bi krem... Bildik güneş koruyucular gibi ciltte beyaz bi tabaka oluşturmuyor. Daha doğrusu evet ilk anda beyaz bi etki var ama dakikalar içinde emiliyor, cilt renginiz normale dönüyor. Bu yönüyle derdi yok. Güneş ürünlerinin en sıkıcı tarafı parlama... Parlama ve yağlı görünüm hissi (benzelerine göre az olmakla birlikte) ne yazık ki bu üründe de var. Pudrayla şunla bunla o parlaklık bi nebze giderilebilir mi bilemiyorum, ama kendi adıma gün içinde güneş koruyucuyu tazelemem gerektiğinden bunu yapamadım.

Sonuç olarak; Derdi bitmeyen cildim için farklı bir güneş koruyucu arayışlarına girdim...

Pastel - Kokulu Oje Kullanım

"Ojenin de postu olur muymuş?" diye düşünüyordum ama, her yerde, mucizeymiş gibi bahsediliyor ya, konuşmazsam çatlarım :)


Sür, kurut ve kokla sloganıyla satılıyor. İşte artık ne denk gelirse..Ananas/tarçın/greyfurt vs pek çok koku var.  Kokusundan ziyade minik şirin kutusu hatrına, hindistan cevizi kokulu-krem renk olanı aldım. (Kahverengi olanın rengi pek iyi değil gibiydi, yeşilin modası geçti filan derken, en alınabilir renk bu gibi geldi.) İyi hoş sürdüm-kuruttum-kokladım :) Tamam öyle buram buram kokusu yok, sadece ellerinizi burnunuza yaklaştırınca kokuyor da, ay ama bu (hala var mı bilmiyorum) eski zamanlarda kokulu silgiler olurdu, hah işte onlar gibi kokuyor ! Kusura bakmasınlar ama bu ürün sadece 5-8 yaş arasındaki kız çocuklarının ilgisini çeker! O yaştaki çocuğun tırnaklarına oje sürmesine (Nihayetinde kimyasal) kaç anne-baba izin verir bilemem ! Renk de/koku da bana hitap etmedi. Ama bak hakkını da yemeyeyim, kutu şirin :)

Ha 2,5 liralık ojenin güzeli ne/kötüsü ne, onda değilim de, "Türkiye'nin ilk ve tek parfümlü ojesi" diye iftihar ne yahu! Ülke kadınları olarak çok önemli bi eksiğimizdi !

Pastel'in bi sürü/bi sürü çooook güzel renkli, severek kullandığım ojesi var. (Bi ara renkleri eklersem iyi olacak) Ama bu koku işi en azından bana hiç hitap etmedi ! Neyse, emeğinize sağlık ne diyelim :)

29 Mayıs 2012 Salı

Dermalogica Multi Active Toner Kullanım

Kozmetik satıcılarının bize öğrettiği ilk şey neydi? "Cildini temizledikten sonra aman ha unutma, tonikle sil !" Tüketici olarak, her durumda inanmaya zaten hazırız... Sürdük de sürdük.

Bugüne kadar alkollüsü/alkolsüzü, yok içinde pudra olanı, matlaştırma vaadedeni, onlarca markanın toniğini denedim. Tonikli pamukta makyaj artıkları gördükçe, tonik kullanmanın önemine daha da inandım! Safız tabi, tonikle uğraşacağıma, adam gibi bi temizleyici almayı akıl edemiyorum:) Seneler seneler geçti, bidon bidon tonik devirdim... Derken bigün birileri çıktılar, "Tonik kullanımı gereksizdir" dediler. "Ticari hedeflerle üretilmiştir" dediler. Hadi buyrun! Üstelik de söyledikleri çok akla yatıyordu. Kimler inandı, satışlara ne ölçüde yansıdı bilemem ama ben o süreçten sonra tonik kullanmayı bıraktım. Peki kozmetikçiler rahat durdu mu? Haşa! Misal, Fransa'nın bilmem neresinden gelen bildiğin suyu şişeleyip sattılar :) "Gün içinde yüzüne sık, ferahla" dediler. Şaka gibi!

Toniklere karşı duruşum işte böyle şüphe dolu iken, yine bi alışveriş krizi esnasında şuurumu yitirerek, Dermalogica' nın Multi Active Toner' ini aldım:) Oluyo öyle arada! 250 ml'lik püskürtmeli ambalajda, yaklaşık 110 TL'ye satılıyor. Cildinizi temizledikten sonra, tüm yüzünüze püskürtüyorsunuz. Sonrasında istediğiniz nemlendirici ile bakıma devam ediyorsunuz. Ürünün vaadi, "nemlendirme/ferahlatma ve sonraki ürününüzün emilimini arttırma" şeklinde. Belli belirsiz bi kokusu var. Rahatsız edici / yoğun bi koku değil. Renksiz, dolayısıyla püskürtürken sağa sola sıçramasında problem yok. Yağlı, yapışık vs herhangi bi his bırakmıyor sonraki ürünü 1 dk sonra bile uygulayabilirsiniz.

Bi kutu bitti, zararını görmedim. Fakat! Fakat! Fakat! Yahu, ben bunun özel bi sonucunu da görmedim. Ferahlama deseniz, bi şişe suyu yüzüme püskürtsem onunla da ferahlarım :) Nem deseniz, farkedilir bişi yok. Sonraki ürünün emiliminin artması??? E bu ölçülebilir bişi değil ki! Bunu sıkınca emildi/sıkmayınca az emildi diyebilmek mümkün mü? HAYIR.

Sonuç olarak : Fikrimce, hiçbi sonucu gözlenemeyen-ölçülemeyen bi ürüne para vermek akıl işi değil. Kendi adıma tonik kullanmayı zaten manasız buluyorum. Aklıma mukayet olabilirsem bu ve benzeri ürünleri bi daha almamaya çalışacağım. Başkaları için samimi bi yorum gerekirse; "250 ml'lik toniğe 110TL veririm nolcak?" diyenler alabilirler, fıslattıkça bizi hatırlasınlar :) Ama bi takım cilt problemleri sebebiyle, çaresizlik içinde, ürünü pahalı bulmasına rağmen kendini almak zorunda hissedenler için şunu söylemeliyim: Bence bu ürünü pas geç ! Dermalogica' nın almaya değebilecek bi sürü ürünü varken, multi active toner'e 110 lira vermek yazık olur, bu kutunun içinde mucize yok.

Rival De Loop Canlandırıcı Göz Kapsülü Kullanım

Rossmann ve Watsons' a girip de boş çıkmak mümkün değil sanırım... Her kontrolsüz tüketici gibi, her defasında şırıltılı-pırıltılı ambalajlara ve ucuzluğa kanıp düşünmeden, bi sürü şey aldım.(Almaya devam ediyorum) Haliyle 10 ürün alıyorsam 5'i bana uymayabiliyor.

Bu defa ki alışverişim : RDL Canlandırıcı göz kapsülü oldu. "Yosun ekstreli, A ve E vitaminki canlandırıcı göz maskesi" yazıyor. İnsanı ikna etmeye yetiyor değil mi? :)

Özellikle seyahatlerde, yanına koca koca şişeler almaktansa, tek kullanımlık kapsülleri- seyahat boyu ürünleri çok seviyorum. Ki, bu ürün de 7 (tek kullanımlık) kapsülden oluşuyor. Ne güzel, ne güzel ! Kapsülü, ince yerinden koparıp, göz çevreme masajla sürdüm. Gece kullandım, iyi de olmuş, çünkü gündüz kullanıma uygun değil. Yağlı, cıvık bir görünüm bırakıyor. Göz çevresindeki o yağlı görünüm emilmiyor. Parıl parıl parlıyor. Üzerinin makyaj tutması imkansız. Eklemeliyim; bu yağlı yapısı biraz işkillendirmesine rağmen alerji yapmadı. Ancak; belirgin bi nemlilik gözlemlemedim. Sabah uyandığımda fresh bi göz çevresi asla olmadı. Ama inadım inat deyip, 7 gece üst üste kür olarak kullandım.  "Sürekli kullanımda kırışıklık azalır, cilt düzleşir" yazıyor. Doğrusu bu ya, sürekli kullanmın gerçekten işe yarayabileceğine ikna olmadım. Yaklaşık 7 TL civarında..

Sonuç : Boya, parfüm, paraben içermemesi ile ilginizi çekici. Tek kullanımlık olması vesilesiyle hijyenik. Seyahatlar için uygun. At çantaya, oh ne rahat. Denenebilir. Kendi açımdansa, yeniden almayı düşünmem.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

New Peptin Facial Regenerating&Energizing Mask Kullanım

New Peptin alışverişimden kalan, kullanmadığım son parçayı da nihayet denedim.

Ürün üzerinde; "Peeling ve beslenme etkisi ile süper bi nemlendirme sağlamaktadır" yazıyor. "Süper" mi görücez artık :) Işıldayan genç bir cilt vaadediyor. Haftada 1/2 defa kullanılabilir diye eklenmiş. Unutmadan; Tek kullanımlık paket : 13 TL

New Peptin'in diğer maskesinden (TIK) memnun kalmamıştım ama, bakalım bu nasıl çıkacak deyip, açtım. Maske ; nemli olmak ve olmamak arasında bi yapıda. Hatta şöyle diyeyim, maske ile uğraşırken telefon çaldı. "Bu maske 10 dk telefon konuşmasına dayanamaz, kuruyup kalır..." diye, telefona bakamadım (Ayıp tabi, yapmamak lazımlı !) Neyse...

Gelelim sonrasına. "Maskeyi temiz cilde yerleştir, 10 dk yüzünde kalsın, masajla yedir, sonra yıka" yazmışlar da, masajlayacak kadar nemli değildi ki...Yüzüme yerleştirdim, 10 dk bekledim. Sonra da sadece suyla yıkadım. Yine yazıldığı üzre nemlendirici kremim ile de bakımımı tamamladım. Ne oldu? : HİÇBİŞİ:( Enerji filan onları zaten geçtim de, esneklik-yumuşaklık-nem vermedi.

Sonuç : Aslında; New Peptin etrafımdaki insanlarca çok sevilen ve tercih edilen bi marka. Özellikle Instant Lift Serumu sanırım pek popüler.. Ama kullandığım 2 maskeden de devamını getirmeyi isteyecek kadar etkili sonuçlar almadım. "Tek kullanımla ne anlayacaksın, haftada 1/2 kullansaydın, sonra sonuç söyleseydin" diyebilirsiniz. Mümkün... Ama...Maske kupkuru geldi, sevmeyince de sevmez ya insan, hah işte öyle...

22 Mayıs 2012 Salı

Tints of Nature Saç Boyası Kullanım

Saçları geç beyazlayan şanslı gruptan değilim. İlk beyazlarım 17-18 yaşında başladı. Giderek boyasız dolaşamayacak noktaya geldi :( O senelerden bu zamana dek gitmediğim kuaför, denemediğim saç boyası kalmadı. Zaten problemli olan(kupkuru/kıvırcık) ve sürekli fön vs işleme maruz kalan saçlarım zamanla mısır püskülüne dönüştü. Bi de üste saç boyalarıyla ilgili kanserojen vb bi sürü rivayet ortalara dökülünce iyiden iyiye başka arayışlara girdim.

Kuaförlerde "organik boya" diye uygulamalar oluyor olmasına da, açıkçası bana hep biraz kuşkulu geliyor:( En lüksünden tutun, mahalle arası kuaförüne kadar hepsi organik boya ile boyadığını söyleyip, normal saç boyama fiyatını 3-5"e katlayıp satıyorlar. Buraya kadar sorun yok. Faaakat, sürdüğü boya gerçekten organik içerikli mi orası muallak. Nihayetinde ben görmeden hazırlanmış bir karışımı getirip saça sürüyorlar. Hangi markadır/nedir söylemiyorlar, sorunca pimpirikli ve çok bilmiş oluyosun... Haliyle pısıp oturuyosun. "Organik mi? Organik !" :)

İşte tüm bu kafa karışıklıkları içinde saçlarımı evde boyamaya karar verdim. Şimdiye kadar pekçok organik içerikli olduğu söylenen pekçok boya denedim.  Genelde, beyaz kapatıcılıkları kına gibiydi. Beyazlar saçlarımın arasında bakır tel gibi duruyordu... Geriye denenmedik Sante ve Logona markaları kalmıştı. Aslında alacaktım ama... Onları da her yerde bulmak zordu. İnternetten almak istemedim. E, bi saç boyası için de, Ankara kazan ben kepçe dolanmak gözümde büyüdü. Tam bu sıralarda Migros' larda bi marka gözüme ilişti. TİNTS OF NATURE saç boyası. Sertifikalı, organik, amonyaksız, resorsinolsüz ibareleri ile aklımı çeldi. 20 TL civarında fiyatıyla cazip de geldi.

15 renk seçeneği var. Renk skalası için TIK. Saçlarında yoğun beyazları olanlara ana renklerden destek almak öneriliyor. (N serisi) Haliyle ben de önerileni yaptım. Şimdiye kadar sarı tonları dışındaki 7 farklı rengini uyguladım. (Hakkaten yuh!) Uygulama basit : Karışım diğer boyaların hazırlanma yönteminin aynısı. Karıştır-çalkala, hazır. Boyanın bir bölümünü diplerinize sürüyorsunuz. Boneleyip (kutu içinde bone var), boyanın saçınıza nüfuz etmesi için 20 dk saçınıza orta sıcaklıkta fön tutuyorsunuz. Amonyak olmadığından bunu yapmanız gerekiyor. Ben mi sabırsızım bilmem ama bu fön aşamasında resmen baygınlık geçiriyorum :( Ama sayılı zaman nihayet bitiyor. Kalan boyayı da uçlarına sürüp 15 dk bekledik mi, kurtuluyoruz. Artık yıkama zamanı...

Gelelim sonuçlarına; Benim denediğim renklerin hemen hepsi birbirine yakın çıktı. Yani "Ay orta kahve mi alsam, koyu kahve mi alsam" diye kasmaya gerek yok :) Kartal gözünüz yoksa, aradaki fark yok denecek düzeyde. Himm ama, parlak bakır kahve ve parlak çikolata kahvesine dikkat! İlk anda kahve tonlarına oranla daha bi güzel renk çıkıyor amaaa rengini daha çabuk bırakıyorlar. 2.haftadan sonra saçlarınız kızıla dönmeye başlıyor. Seveni de vardır belki ama, 2.haftadan sonra saçta oluşan o mat kızıllığı ben sevmedim. 

Tints of Nature, genel olarak, kuaförde veya evde uygulanan, amonyaklı boyalar kadar etkili değil. Var olan etkisi de onlar kadar uzun süreli değil. (Tabi, bu markanın şampuan ve kremlerini sürsek boya ömrü uzar mı bilmiyorum. Ben boya şampuanlarını sevmediğimden almadım.) Onun dışında, kuaförlerde boyadan sonra saç yumuşacık olur ya, bunda öyle bi yumuşama yok. Parlaklık derseniz, çok yok. Beyaz derseniz, aslında organik boyalardan beklenmeyecek kadar iyi. Ama yıkama sıklığımdan mıdır nedir bilmiyorum, 3.haftadan sonra beyazlar bakırlaşmaya başlıyor. Ben 3.haftadan sonra artık pasaklı görünmeye başladığımı düşünerek, yeniden boyuyorum.

SONUÇ : Öyle aman aman düğün yoksa, bayram yoksa, "Kuaförlerin boyadığı kadar parlak olmasa da olur, normal hayatımın ritminde kimyasala bulanmadan boyayayım, zaten öyle çok alengirli renkler aramıyorum." diyenler için işe yarar. Bana gelince, çok özendiğim bi dönem değilse, rutin akış içinde 24-25 günde 1 bu boyayla boyamaya devam ediyorum. Kuaför sonuçları almıyorum ama en azından nispeten de olsa içim rahat. Hem de fiyatı, kuaförlerin istediği fiyatların yanında, devede kulak..

21 Mayıs 2012 Pazartesi

New Peptin Eyelash Enhancer Kullanım

New Peptin Eyelash Enhancer, Kirpik Sıklaştırıcı & Uzatıcı : 68TL. (Eve geldikten sonra gördüm ki, şurda 59TL.) 4 ml"lik eyeliner kutusu gibi bir kutuda. Geceleri kuru ve temiz kirpik diplerine eyeliner sürer gibi sür ve uyu. 2 hafta içinde 2mm, 4. haftanın sonunda  4 mm uzatacağı iddiasında...

İlk gün heves edip gündüz de sürdüm, elim de yatkın olmadığından sıvı biraz gözüme kaçtı. Gözlerim anında kan çanağına döndü, bütün gün yandı, durup durup yıkadım. "Eyvah bu da alerji yaptı"diye korktum ama, sonradan insan gibi sürünce sorun kalmadı :) Yaklaşık 2 hafta+3 gündür, yağmur demedim, kar demedim, uykum var demedim, geç oldu demedim, her gece dikkatle sürdüm. (Lazımlı bişi olsa, bu kadar sebat etmem!)

Benim kirpiklerim normalde kısa ve seyrek. Zaten tamamı 5-6 mm, ya çıkar ya çıkmaz:( Onlar da malesef 2 mm uzamadı. Hepten aynı diyemem, belli belirsiz bir fark var gibi !! O kadar da düzenli kullanıyorum, internette okuduğum kullanıcı yorumlarında bahsedildiği kadar farkedilir bi uzama olmadı:( Misal; kimse, "Senin kirpiklerine n'oldu?" demedi. Bu kadar kısa kirpiklerimdeki 2 mm' lik uzamayı farkedecek birileri kesin çıkardı ;)

Mavala' nın (tık) gramajı fazla, sürümü rahat... Ama parlaklık ve kıvrıklık konusunda New Peptin, Mavala' dan  daha hızlı sonuç verdi. Uzunluk konusunda farkedilir sonuçlar görmesem de hala ümidimi kaybetmedim :) "Zaten doğuştan Türkan Şoray kirpiklilerde 4 mm uzuyodur da, bende 4 haftada ancak 2 mm uzar belkiii ! " :( Kutu içeriği görünmediğinden, ne kadar kaldı bilemiyorum ama bitene kadar sürmeye devam edeceğim. Bi gelişme olursa ekleyeceğim. 

Ama aklımda da bi kurt var. Neulash veya HydroPeptide gibi iddialı ürünleri pahalı buldum. (Neulash : 150$, HydroPeptide : 240TL civarlarında...)Almadım. E ama aylardır sağda solda, 50'ye şu ürün, 60'a bu ürün derken döküp saçtığım para bunların fiyatını geçti ki :(

SONUÇ : Kalan New Peptin'i bitiririm... Ümid vaadeden bi sonuç olursa ne ala...Yok hala etkili bi sonuç yoksa, ya bu kirpik derdinden kurtulurum, ya da artık gözümü karartıp Neulash ya da HydroPeptide alırım. Ev ahalisi de beni ıslahevine mi yollar, camdan mı atar bilemem !


1 ay sonunda gelen edit : Eskisine göre biraz parlak ve kıvrık duruyor ya da ben öyle görmek için kasıyorum:( Fakat uzunluk konusunda, ne kadar kasarsam kasayım malesef değişim yok. Bodur kirpiklerim, hayatlarını, hala aynı bodurlukta sürdürmeye devam ediyorlar.1 ayda 4mm uzama işi yalan oldu :((