13 Haziran 2012 Çarşamba

Novocrin Magic Mask Kullanım / Watsons Biralı Onarıcı Saç Maskesi Kullanım

Şu sıralar saçlarımla başım belada. Gün aşırı fön maşa derken saçtan çok pişmaniyeye dönen saçlarıma ne bulursam sürüyorum. Bu arada pekçok blogu takip ederek alternatif fikirlerin peşinde koşuyorum.


Watsons' ta satılan Biralı Onarıcı Saç Maskesi için öyle güzel yorumlar var ki, bi de ben deneyeyim istedim. Nitekim aldım. 500ml'lik kocaman ambalaj, (tam hatırlayamasam da, galiba) 8 liraya aldım. Bildik maskeler gibi... Kokusu var ama yoğun bayık bi koku değil. Şampuanlanmış saça sür ve bekle. Ne ala. Bekledim/Bekledim/Bekledim ama ne yazık ki pek işe yaramadı:( Herhangi bi saç kreminden daha fazlası yoktu. Yumuşaklık, parlaklık olmadı. Sonraki denemelerde, miktarını arttırarak kullandım. Yine aynı.

Sonuç : Bu ürünün beğeneni ve vazgeçemeyeni çok fazla. Ancak; benim, işlem görmekten zıvanadan çıkmış, mısır püskülüne dönmüş saçımda farkedilir bi etki yaratmadı :(
.........................

Novocrin Magic Mask: Öncelikle bunun dağıtımcısı vs birileri tesadüfen bu yazıya denk gelirse, burdan kendilerine haykırıyorum. Koca Ankara'da şu maskeyi bulmak için göbeğim çatladı, haberiniz olsun.

200ml'lik ambalajda, 30 liraya aldım. Öncelikle; Novocrin ürünlerinin belki de en sevdiğim ve bayıldığım tarafı üzerinde üretim tarihi yazıyor olması. Öyle kod mod yok, bilmece çözmeye gerek yok, açık açık...Haliyle ne kullandığınızı biliyosunuz. Keşke her marka bunu yapsa...

Gelelim maskeye : Keratin yardımıyla saçları yumuşatacağı, onaracağı yazıyor. Sarıya çalan, yoğun bi krem. (Aslında bu 2 maskenin kıvamları ve renkleri benziyor diyebilirim) Kokusu varla-yok arası. Şampuanlanmış saça sür, bekle. Sonuç : Hiiiiiiiiii ! E, sevdim ben bunu :) Durularken, saçta bıraktığı o krem hissi (bildik saç maskelerine göre) çok geç arındı ama dolaşık saçlarım kolaylıkla açıldı, yumuşacık oldu. Kıvırcık saçlıyım. Bazen saçlarım özerkliğini ilan edip, yelken gibi kabarıyor. Hah işte bu maske elektriklenme ve kabarma derdime de deva oldu. Peki parlaklık/kırıklar vb nasıl? derseniz, ona farkettiğim bi etki olmadı....

Sonuç : Benimle aynı dertten muzdarip, saçlarını işlem manyağına çevirip tiftikleştirenlerin işine yarayabilir. Bana gelince, zımparaya dönüş saçlarım yumuşadı, mes'udum :) Bulabilirsem yine almak niyetindeyim.

9 Haziran 2012 Cumartesi

John Frieda Frizz Ease 3 Day Straight Kullanım-3 Güne Kadar Fön Sabitleyici Sprey

Kıvırcık saçlıyım ve en büyük derdim fön...Bilen bilir kıvırcık saç belalıdır. Her kuaför fön çekemez, çekilen her fön uzun süreli kalmaz.  Bu çaresizlikle, nerde "düzleştirici" ibareli bi ürün görsem hooop atlıyorum. Ki, bu da onlardan biri oldu. (John Frieda ürünlerini bir dönem kullanmışlığım var. Ancak; süreç içinde farklı marka ve ürünler deneme sevdasına uzun zamandır elim hiç bi ürününe gitmedi. Zaten aklımda kalan, vazgeçilmez bi ürünü de olmamıştı.) Doğrusu bu ya, bu spreyden de çok ümidim yoktu. Ama denemekten ne çıkardı. Alıverdim.

İnternette daha ucuza gördüm ama kargo margo beklemeye sabredemeyince, kozmetikçilerin birinden aldım. Etiket fiyatı : 38 TL.

Gelelim spreye...100 ml'lik fıs fıslı bi şişede. Saçında boya vb olması kullanmana engel değil. Nemli veya ıslakken, (7-15 kere yazıyor ama) saçının sıklığı ve kıvırcığına göre sıkıyorsun. Benimki çok gür diyemem ama, çok kıvırcık... Haliyle sıkarken abandım:) Isıyla beraber pek de hoş olmayan kokular yayıldı. Peki bu beni durdurdu mu? Tabiki hayır, föne devam. (Belki az sıkılsa kokusu az olabilir, ona bişi demeyeyim...)

Ve sonuç : Ta-ta-taaammm. Sevdim, hatta çoook sevdim. Düzleşmesi daha kolay oldu. Fön sonrası çarçabuk kabarmadı. Fön kullanım sürem uzadı. Yalnız bi bilgi eklemeliyim. Saçı yağlandırıyor gibi. Gerçi kıvırcık saçların genel özelliği kuru ve mat olmaları. Bu sebeple bu yağlanma hissi güzel olabilir, ki ben bu parlaklık hissini sevdim...Sonucun sonucu :) : Elbette bana iyi gelen herkese uyacak diye bişi yok fakat ben, ürün performansı değişmezse bayıla bayıla uzun seneler kullanacak gibiyim.

7 Haziran 2012 Perşembe

Accent Saç Renklendirici Köpük Kullanım

Kıvırcık saçlıyım ve ömrümün yarısı saçlarımı çekiştirip durmakla geçiyor:) Neredeyse her gittiğim kuaför ısrarla brezilya fönü (Gerçi Brezilya fönü için kafa karıştıcı şeyler duyuyorum ama:( galiba deneyeceğim) yapmayı teklif ediyor:) Kimileri saçımda boya olmasının brezilya fönüne engel olmayacağını söylese de, büyük çoğunluğu saçlarımın boyasız olmasının daha iyi sonuç vereceğini söylüyor, "Brezilya fönü çeker, üzerine boya yaparız" diye de ekliyorlar. Pek güzel, pek şahane, de!!! E, ama saçlarımda yığınla beyaz var, saçımdaki boyadan kurtulmam şanslıysam en iyi ihtimal 1 sene:( Düğün olur, bayram olur, olur da olur. 1 sene bu saçlarla dolaşılmaz ki ! İşte buna bi çözüm bulamıyordum ki, bi kuaför daha önce duymadığım bişiden bahsetti. "Rossmann' lerde Accent isimli bi renklendirici köpük var. Günlük hayatında beyaz meyaz 1 sene sabret, önemsediğin dönemlerde de o köpüğü kullanırsın" dedi.

Renklendirici köpüğün özelliği, saçı boya gibi kapatması ama uzun süre kalmamasıymış. "6-8 yıkama sonunda saçtan tamamen arınır" yazıyor. Boyamak istemediğim ama kendimi pek bi pasaklı bulduğum şu dönemde mucize gibi geldi. Renk seçenekleri pek fazla değil (TIK) ama sevindirik sevindirik alıverdim. (Fiyatı tam hatırlayamasam da, 6-7 lira civarındaydı.)

Uygulama bildik saç boyası gibi. Tüp içindeki boyayı, içi sıvı dolu olan kutuya sıktım. İyice çalkalayıp saça sürdüm. Evde uygulanan boyalarla kıyaslanınca kokusu az, yanma hissi varla-yok arası...İstediğin koyuluğa göre saçta tutma süreleri vermişler. Ben 30 dk tuttum. Sonuç : Pek bi koyu oldu:) Zaten saçımda çok da uzun kalmayacağı için önemsemedim. Beyazlar kapanmıştı, daha ne olsundu.

Sonuç : Hem boyamak isteyip, hem de boyamaya gönlü olmayan biri olarak, günü kurtarmamı sağladı. Doğrusu çok sevdim. Fakat uyarmalıyım, benzer bi durumda olup, denemeye niyetlenirseniz, aynı markanın kalıcı boyaları da var. Aman karışmasın, kutuyu dikkatle okumanızı öneririm.

6 Haziran 2012 Çarşamba

Nuxe Huile Prodigieuse Or Kullanım / Çok Amaçlı Işıltılı Kuru Yağ

Her yerde kuru yağ efsanesi(!) dolanıyor. Kullanan tek bi tanıdığım bile yok. E bu merak da beni kemir kemir bitirecek! Gidip aldım. (Aferin!)Aslında ışıltısız pırıltısız olanı almaya niyetliydim ama anlık bi kararla ışıltılı olanı aldım.

Eczanelerde; 50 ml: 80 TL, 100 ml: 110 TL.(İnternette daha ucuza gördüm) Sevimli cam şişelerde. 50 ml'lik olanı dökme şişe. 100ml'lik olanı fıs fıslı. Fıs fıs olanın kullanımı daha rahat görünüyordu ama akıbetini bilmediğim bişeyin en büyük boyunu almak istemedim.

Üzerinde; (mealen ) "Cilt tipin-yaşın ne olursa olsun, saç yüz ve vücuda kullanabilirsin" yazıyor. Ne güzel, ne güzel.

Gelelim özelliklerine :
1) Bıraktığı nemlilik hissi kısa süreli. Kimseciklerin, günlük nemlendirici krem niyetine kullanılabileceğini zannetmiyorum.
2) Günlük hayat ve sık kullanım için fazla süslü. Ha, "Sabahları evden Jeniffer Lopez gibi ışıldayarak çıkayım" diyen olursa da bilemem :) Gündüz iptal dersek, gece nasıl? Öyle bol bol sürmedim. "Makyaj bozulur mozulur, kim uğraşacak" kaygısıyla belli belirsiz dokundum, fena olmadı. Ha yeri gelmişken, gece kullanım için bir de önerim olsun. Diyelim makyaj yapmadınız, Nuxe ışıltılı yağ sürüp çıkacaksınız. Ay aman sakın çok sürmeyin. Evden çıkarken makul ölçüde parıldayan yüzünüz, gecenin devamında ışığın loşlaşmasıyla florasana dönüşebiliyor (Denedim biliyorum:) )!!
3) Koku işi çok göreceli tabi fakat ben sevmedim.
4) Saçta kullanımı mümkün ama ben denemedim. Kup kuru ve malesef kıvırcık saçıma sürmeye kalksam şişenin tamamını yer.

Bana daha ziyade tatillik bi ürün gibi geldi. Hani insan tatile gidince, geceleri makyaj yapmak istemez ama bünye de alışmış, bişi sürmezse rahat etmez ya:) Hah işte, bence bu yağ, o zaman çok işe yarar. Hatta bronz bi tende şahane de durabilir. Makyaj yerine kullanılabilir. Ayarı kaçmazsa sevilinebilir...

SONUÇ :Yahu bunu keşke, makul fiyatla 10ml'lik filan satsalar. Alırsın, hevesin de merakın da giderilmiş olur. Ama 50 ml-100 ml çok...Yaz boyu tatil yapan uyuzlardan değilseniz bitmez :P Tamam, Nuxe ürünlerini seviyorum. Tamam simsiz olan kuru yağ bi sürü yerli-yabancı blogda çok beğeniliyor ama, simli olanı, yaşam stilinizle alakalı, iddialı bi ürün gibi...

5 Haziran 2012 Salı

Hametan Krem Kullanım

Hametan; hammamelis virginiana (cadı fındığı diye bilinen) etken maddeli, genellikle pişik için kullanılan, krem ve pomad şeklinde eczanelerde satılan bir ilaç. Kremi 30 gr'lık ambalajda, yaklaşık 7 lira.

Gelelim blogda yer alma amacına...Bu kremi, özellikle kuru ciltli tanıdıklarımın kullandıklarına şahit oluyordum... (Hatta bazıları nemlendirici niyetine sadece bunu kullanıyordu !) Öyle çok söylendi ki, merak ettim, heves ettim...
.................................
Epey zaman önce, yönlendirmelerini isabetli ve güvenilir bulduğum, sürekli alışveriş yaptığım eczacıya gittim ve günlük krem niyetine Hametan kullanmak istediğimi söyledim. Satmamak için direnerek, şöyle dedi; "Bahsettiğin sonuçta bi ilaçtır, her duyduğunu alıp, pervasızca kullanmana karşıyım. Hametan; örneğin, Roaccutane (sivilce ilacı / benim buna hiç ihtiyacım olmadı, kullanmadım) kullanan kişilere önerilir. Çünkü roaccutane cildi aşırı kurutur. Oysa, senin yağlıya dönük karma bi cildin var ve Hametan kullanmanı önermiyorum. Yağlandırabilir, sivilce yapabilir...Kaldı ki alerjiksin, bişi olursa karışmam!".... Hay aksi'ydi :(  Söylediklerinde ısrarcıydı... E, ama o kadar insan da şifa niyetine bunu sürüyordu! :(

Bi süre ikna olur gibi olsam da, takınca taktım ve sonunda tekrar gidip aldım. İlk hafta temiz cilde, geceli-gündüzlü(benim ilk kullanımım kışa denk gelmişti, yazları gündüz kullanımda leke yapma ihtimali olabilir), korka korka, azar azar kullandım. Öyle gündüz kremi niyetine tercih edilebilecek kadar belirgin bi sonuç olmadı. Ama alerji vb de yaşamadım. Yara, yanık, pişik, tahriş ve hatta emzirenlerin kullandığı yazılarını da okuyunca içim ferahladı, foşur foşur kullanmaya başladım :) İşte o foşur foşur kullanımları takiben cildim ucun ucun pütürcüklenmeye başlamıştı ki kullanmayı bıraktım. (Benim cildim, bepanteni de uzun süreli kullanınca sivilceleniyor)

O günden sonra Hametan'ı, kışın haftada bir, yazın 10-15 günde bir kullanıyorum. Bu ölçüyle kullanınca yarar/zarar, farkedilir bi sonuç görmüyorum. Bana kalsa (sağda solda okuduklarımın da etkisiyle) Hametan için, Bepanten gibi bişi diyeceğim ama... Eczacının söyledikleri hala aklımda olduğundan, ilaç mı değil mi hala ayırt edemediğimden, iyi ya da kötü bişi demeye korkuyorum.  Övgü veya yergi içeren laflar edip de yanıltmak istemem.
Sadece, pek bi dilden dile dolanan Hametan'ı ben de kullandım. Yaşadıklarımı anlatayım istedim...

4 Haziran 2012 Pazartesi

Bioderma Sebium Mat Kullanım

"Akne eğilimli ciltler için sebum düzenleyici, nemlendirici ve matlaştırıcı bakım kremi" yazıyor. 40ml' lik ambalajda eczanelerde 55lira civarında, internette 45lira civarında fiyatlarla satılıyor.

Kış başında Bioderma Sebium AI kullandım. (TIK) Ondan kuvvetli bi sonuç alamayıp, hala tek tük de olsa akne derdiyle uğraşmaya devam edince ikinci durağım Bioderma Sebium Mat oldu.

Sebium Mat' ın - Sebium AI' dan daha yoğun bi dokusu var. Ancak birbirinden çok da farklı kremlermiş gibi değerlendirmemek lazım. Geride bıraktığı his ve aldığım sonuçlar birbirine yakındı. Tek bi fark vardı ki o da Sebium Mat kullanımının cildi matlaştırmasıydı. Ürün özelliğinde "kullanımdan 7 saat sonra parlamada  %32 oranında azalma görülür" denmiş. Saat tutmadım tabi ama, cidden de kısa sürede, nispeten matlaştırdı. Fakat bunun dışında ekstra bi fayda görmedim. Gözenekse gözenek, siyah noktaysa siyah nokta... Bir kutuyu düzenli kullandım, değişen-eksilen olmadı.

Sonuç : Bioderma Sebium Mat için söyleyeceklerim ne yazık ki, Sebium AI' dan çok da farklı değil. Henüz, ilk gençlik yıllarındaysanız, belirgin cilt problemleriniz yoksa, yağlıya dönük karma cildinize parlama azaltıcı basit / dümdüz bi nemlendirici arıyosanız, kullanılabilir.


Bioderma Sebium AI Kullanım

"Akne eğilimli ciltler için aknelerin giderilmesine destek olan günlük bakım kremi" yazıyor. 30ml' lik ambalajda eczanelerde 50lira civarında, internette 40lira civarında fiyatlarla satılıyor.

Kış başında hatalı ürün kullanımı ile peydahlanan sivilcelerim için ilk durağım Bioderma Sebium AI oldu. Sabah-akşam düzenli olarak kullandım.

Gelelim etkilerine: "Akne ve siyah noktaların giderilmesine yardımcı olup, yeniden oluşmasına engel olma" vaadi ne yazık ki havada kaldı. Bir kutunun sonunda, siyah noktalarım hala yerli yerindeydi. Eskisinden ne eksik-ne fazla... Gözeneklere faydası da-zararı da olmadı. Aydınlanma, cilt tonu düzensizliklerinde ise hiç bi etkisi yoktu.

İyi yanları yok mu? Var. Şöyleki ; Cildi çok kurutmadan nemlendirdi. (Bu yönüyle makyaj altı için fena sayılmaz.)

Sonuç : "Gencim, güzelim, hiçbi cilt problemim yok. Yağlıya dönük karma cildim var. Günlük, basit bi nemlendirici arıyorum" diyenlerin işini görecek cinsten. Ama yok benim gibi, yok anti aging olsun, yok sivilcemi kurutsun, yok gözeneğimi küçültsün gibi doğaüstü sonuçlar bekliyorsanız, malesef :( Bu krem doğru krem değil.

Bir kutuyu bitirdim, yenisini almadım, almayı düşünmem. Tamam zarar vermedi. Alerji vb olmadı. Ama, yararı da olmadı. Kısaca: Bioderma Sebium AI; 16-17 yaşında, kozmetik bi derdi / beklentisi olmayan biri için iyi bi nemlendirici olabilir fakat benim için çok hafif ve yetersiz kaldı. Bi sonraki durağım, bioderma sebium mat krem oldu. (TIK)

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Bioderma Photoderm Max SPF20 Kullanım

Hassas ve yağlı ciltler için güneş kremi. 40 ml'lik ambalajda, eczanelerde 50 TL. fiyatla satılıyor. (İnternette daha ucuza gördüm.)


Güneş alerjim olduğundan, yaz kış güneş kremi kullanmak zorunda olanlardanım. Güneş koruyucu özellikli 15-20 faktörlü nemlendiriciler, kışın belki ama özellikle yazın bende yetersiz kalıyor. Geri dönüşü olmayan lekelere yenileri ekleniyor :(  Haliyle yaz boyu 50 faktörlü güneş kremleriyle yaşamak zorunda kalıyorum.

Güneş koruyucu kremlerin en sıkıcı tarafı öncelikle sivilce yapmaları ve ne yazık ki Bioderma Photoderm max' da da sivilce problemi yaşadım. Yağlı ve hassas ciltler için olanı almama rağmen, ilk hafta ağrılı sinir bozucu sivilcelerim oldu. Eczacı; uzun süredir güneş koruyucu kullanmadığım için sivilcelenmiş olabileceğimi, bir ay kullanmamı, geçmezse içeriğindeki çinkonun alerji yapmış olabileceğini, o durumda da bırakmamı önerdi. Yorum ne derece doğru bilmiyorum ama çaresizce inanmak istedim ve kullanmaya devam ettim. Kremi kullanışımın 1.ayı bitti... Sivilceler hafifledi, eski yoğunluk ve acıda değiller ama hepten geçti, kurtuldum diyemem:(

Ürünün yapısına gelince, oldukça akışkan bi krem... Bildik güneş koruyucular gibi ciltte beyaz bi tabaka oluşturmuyor. Daha doğrusu evet ilk anda beyaz bi etki var ama dakikalar içinde emiliyor, cilt renginiz normale dönüyor. Bu yönüyle derdi yok. Güneş ürünlerinin en sıkıcı tarafı parlama... Parlama ve yağlı görünüm hissi (benzelerine göre az olmakla birlikte) ne yazık ki bu üründe de var. Pudrayla şunla bunla o parlaklık bi nebze giderilebilir mi bilemiyorum, ama kendi adıma gün içinde güneş koruyucuyu tazelemem gerektiğinden bunu yapamadım.

Sonuç olarak; Derdi bitmeyen cildim için farklı bir güneş koruyucu arayışlarına girdim...

Pastel - Kokulu Oje Kullanım

"Ojenin de postu olur muymuş?" diye düşünüyordum ama, her yerde, mucizeymiş gibi bahsediliyor ya, konuşmazsam çatlarım :)


Sür, kurut ve kokla sloganıyla satılıyor. İşte artık ne denk gelirse..Ananas/tarçın/greyfurt vs pek çok koku var.  Kokusundan ziyade minik şirin kutusu hatrına, hindistan cevizi kokulu-krem renk olanı aldım. (Kahverengi olanın rengi pek iyi değil gibiydi, yeşilin modası geçti filan derken, en alınabilir renk bu gibi geldi.) İyi hoş sürdüm-kuruttum-kokladım :) Tamam öyle buram buram kokusu yok, sadece ellerinizi burnunuza yaklaştırınca kokuyor da, ay ama bu (hala var mı bilmiyorum) eski zamanlarda kokulu silgiler olurdu, hah işte onlar gibi kokuyor ! Kusura bakmasınlar ama bu ürün sadece 5-8 yaş arasındaki kız çocuklarının ilgisini çeker! O yaştaki çocuğun tırnaklarına oje sürmesine (Nihayetinde kimyasal) kaç anne-baba izin verir bilemem ! Renk de/koku da bana hitap etmedi. Ama bak hakkını da yemeyeyim, kutu şirin :)

Ha 2,5 liralık ojenin güzeli ne/kötüsü ne, onda değilim de, "Türkiye'nin ilk ve tek parfümlü ojesi" diye iftihar ne yahu! Ülke kadınları olarak çok önemli bi eksiğimizdi !

Pastel'in bi sürü/bi sürü çooook güzel renkli, severek kullandığım ojesi var. (Bi ara renkleri eklersem iyi olacak) Ama bu koku işi en azından bana hiç hitap etmedi ! Neyse, emeğinize sağlık ne diyelim :)

29 Mayıs 2012 Salı

Dermalogica Multi Active Toner Kullanım

Kozmetik satıcılarının bize öğrettiği ilk şey neydi? "Cildini temizledikten sonra aman ha unutma, tonikle sil !" Tüketici olarak, her durumda inanmaya zaten hazırız... Sürdük de sürdük.

Bugüne kadar alkollüsü/alkolsüzü, yok içinde pudra olanı, matlaştırma vaadedeni, onlarca markanın toniğini denedim. Tonikli pamukta makyaj artıkları gördükçe, tonik kullanmanın önemine daha da inandım! Safız tabi, tonikle uğraşacağıma, adam gibi bi temizleyici almayı akıl edemiyorum:) Seneler seneler geçti, bidon bidon tonik devirdim... Derken bigün birileri çıktılar, "Tonik kullanımı gereksizdir" dediler. "Ticari hedeflerle üretilmiştir" dediler. Hadi buyrun! Üstelik de söyledikleri çok akla yatıyordu. Kimler inandı, satışlara ne ölçüde yansıdı bilemem ama ben o süreçten sonra tonik kullanmayı bıraktım. Peki kozmetikçiler rahat durdu mu? Haşa! Misal, Fransa'nın bilmem neresinden gelen bildiğin suyu şişeleyip sattılar :) "Gün içinde yüzüne sık, ferahla" dediler. Şaka gibi!

Toniklere karşı duruşum işte böyle şüphe dolu iken, yine bi alışveriş krizi esnasında şuurumu yitirerek, Dermalogica' nın Multi Active Toner' ini aldım:) Oluyo öyle arada! 250 ml'lik püskürtmeli ambalajda, yaklaşık 110 TL'ye satılıyor. Cildinizi temizledikten sonra, tüm yüzünüze püskürtüyorsunuz. Sonrasında istediğiniz nemlendirici ile bakıma devam ediyorsunuz. Ürünün vaadi, "nemlendirme/ferahlatma ve sonraki ürününüzün emilimini arttırma" şeklinde. Belli belirsiz bi kokusu var. Rahatsız edici / yoğun bi koku değil. Renksiz, dolayısıyla püskürtürken sağa sola sıçramasında problem yok. Yağlı, yapışık vs herhangi bi his bırakmıyor sonraki ürünü 1 dk sonra bile uygulayabilirsiniz.

Bi kutu bitti, zararını görmedim. Fakat! Fakat! Fakat! Yahu, ben bunun özel bi sonucunu da görmedim. Ferahlama deseniz, bi şişe suyu yüzüme püskürtsem onunla da ferahlarım :) Nem deseniz, farkedilir bişi yok. Sonraki ürünün emiliminin artması??? E bu ölçülebilir bişi değil ki! Bunu sıkınca emildi/sıkmayınca az emildi diyebilmek mümkün mü? HAYIR.

Sonuç olarak : Fikrimce, hiçbi sonucu gözlenemeyen-ölçülemeyen bi ürüne para vermek akıl işi değil. Kendi adıma tonik kullanmayı zaten manasız buluyorum. Aklıma mukayet olabilirsem bu ve benzeri ürünleri bi daha almamaya çalışacağım. Başkaları için samimi bi yorum gerekirse; "250 ml'lik toniğe 110TL veririm nolcak?" diyenler alabilirler, fıslattıkça bizi hatırlasınlar :) Ama bi takım cilt problemleri sebebiyle, çaresizlik içinde, ürünü pahalı bulmasına rağmen kendini almak zorunda hissedenler için şunu söylemeliyim: Bence bu ürünü pas geç ! Dermalogica' nın almaya değebilecek bi sürü ürünü varken, multi active toner'e 110 lira vermek yazık olur, bu kutunun içinde mucize yok.

Rival De Loop Canlandırıcı Göz Kapsülü Kullanım

Rossmann ve Watsons' a girip de boş çıkmak mümkün değil sanırım... Her kontrolsüz tüketici gibi, her defasında şırıltılı-pırıltılı ambalajlara ve ucuzluğa kanıp düşünmeden, bi sürü şey aldım.(Almaya devam ediyorum) Haliyle 10 ürün alıyorsam 5'i bana uymayabiliyor.

Bu defa ki alışverişim : RDL Canlandırıcı göz kapsülü oldu. "Yosun ekstreli, A ve E vitaminki canlandırıcı göz maskesi" yazıyor. İnsanı ikna etmeye yetiyor değil mi? :)

Özellikle seyahatlerde, yanına koca koca şişeler almaktansa, tek kullanımlık kapsülleri- seyahat boyu ürünleri çok seviyorum. Ki, bu ürün de 7 (tek kullanımlık) kapsülden oluşuyor. Ne güzel, ne güzel ! Kapsülü, ince yerinden koparıp, göz çevreme masajla sürdüm. Gece kullandım, iyi de olmuş, çünkü gündüz kullanıma uygun değil. Yağlı, cıvık bir görünüm bırakıyor. Göz çevresindeki o yağlı görünüm emilmiyor. Parıl parıl parlıyor. Üzerinin makyaj tutması imkansız. Eklemeliyim; bu yağlı yapısı biraz işkillendirmesine rağmen alerji yapmadı. Ancak; belirgin bi nemlilik gözlemlemedim. Sabah uyandığımda fresh bi göz çevresi asla olmadı. Ama inadım inat deyip, 7 gece üst üste kür olarak kullandım.  "Sürekli kullanımda kırışıklık azalır, cilt düzleşir" yazıyor. Doğrusu bu ya, sürekli kullanmın gerçekten işe yarayabileceğine ikna olmadım. Yaklaşık 7 TL civarında..

Sonuç : Boya, parfüm, paraben içermemesi ile ilginizi çekici. Tek kullanımlık olması vesilesiyle hijyenik. Seyahatlar için uygun. At çantaya, oh ne rahat. Denenebilir. Kendi açımdansa, yeniden almayı düşünmem.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

New Peptin Facial Regenerating&Energizing Mask Kullanım

New Peptin alışverişimden kalan, kullanmadığım son parçayı da nihayet denedim.

Ürün üzerinde; "Peeling ve beslenme etkisi ile süper bi nemlendirme sağlamaktadır" yazıyor. "Süper" mi görücez artık :) Işıldayan genç bir cilt vaadediyor. Haftada 1/2 defa kullanılabilir diye eklenmiş. Unutmadan; Tek kullanımlık paket : 13 TL

New Peptin'in diğer maskesinden (TIK) memnun kalmamıştım ama, bakalım bu nasıl çıkacak deyip, açtım. Maske ; nemli olmak ve olmamak arasında bi yapıda. Hatta şöyle diyeyim, maske ile uğraşırken telefon çaldı. "Bu maske 10 dk telefon konuşmasına dayanamaz, kuruyup kalır..." diye, telefona bakamadım (Ayıp tabi, yapmamak lazımlı !) Neyse...

Gelelim sonrasına. "Maskeyi temiz cilde yerleştir, 10 dk yüzünde kalsın, masajla yedir, sonra yıka" yazmışlar da, masajlayacak kadar nemli değildi ki...Yüzüme yerleştirdim, 10 dk bekledim. Sonra da sadece suyla yıkadım. Yine yazıldığı üzre nemlendirici kremim ile de bakımımı tamamladım. Ne oldu? : HİÇBİŞİ:( Enerji filan onları zaten geçtim de, esneklik-yumuşaklık-nem vermedi.

Sonuç : Aslında; New Peptin etrafımdaki insanlarca çok sevilen ve tercih edilen bi marka. Özellikle Instant Lift Serumu sanırım pek popüler.. Ama kullandığım 2 maskeden de devamını getirmeyi isteyecek kadar etkili sonuçlar almadım. "Tek kullanımla ne anlayacaksın, haftada 1/2 kullansaydın, sonra sonuç söyleseydin" diyebilirsiniz. Mümkün... Ama...Maske kupkuru geldi, sevmeyince de sevmez ya insan, hah işte öyle...

22 Mayıs 2012 Salı

Tints of Nature Saç Boyası Kullanım

Saçları geç beyazlayan şanslı gruptan değilim. İlk beyazlarım 17-18 yaşında başladı. Giderek boyasız dolaşamayacak noktaya geldi :( O senelerden bu zamana dek gitmediğim kuaför, denemediğim saç boyası kalmadı. Zaten problemli olan(kupkuru/kıvırcık) ve sürekli fön vs işleme maruz kalan saçlarım zamanla mısır püskülüne dönüştü. Bi de üste saç boyalarıyla ilgili kanserojen vb bi sürü rivayet ortalara dökülünce iyiden iyiye başka arayışlara girdim.

Kuaförlerde "organik boya" diye uygulamalar oluyor olmasına da, açıkçası bana hep biraz kuşkulu geliyor:( En lüksünden tutun, mahalle arası kuaförüne kadar hepsi organik boya ile boyadığını söyleyip, normal saç boyama fiyatını 3-5"e katlayıp satıyorlar. Buraya kadar sorun yok. Faaakat, sürdüğü boya gerçekten organik içerikli mi orası muallak. Nihayetinde ben görmeden hazırlanmış bir karışımı getirip saça sürüyorlar. Hangi markadır/nedir söylemiyorlar, sorunca pimpirikli ve çok bilmiş oluyosun... Haliyle pısıp oturuyosun. "Organik mi? Organik !" :)

İşte tüm bu kafa karışıklıkları içinde saçlarımı evde boyamaya karar verdim. Şimdiye kadar pekçok organik içerikli olduğu söylenen pekçok boya denedim.  Genelde, beyaz kapatıcılıkları kına gibiydi. Beyazlar saçlarımın arasında bakır tel gibi duruyordu... Geriye denenmedik Sante ve Logona markaları kalmıştı. Aslında alacaktım ama... Onları da her yerde bulmak zordu. İnternetten almak istemedim. E, bi saç boyası için de, Ankara kazan ben kepçe dolanmak gözümde büyüdü. Tam bu sıralarda Migros' larda bi marka gözüme ilişti. TİNTS OF NATURE saç boyası. Sertifikalı, organik, amonyaksız, resorsinolsüz ibareleri ile aklımı çeldi. 20 TL civarında fiyatıyla cazip de geldi.

15 renk seçeneği var. Renk skalası için TIK. Saçlarında yoğun beyazları olanlara ana renklerden destek almak öneriliyor. (N serisi) Haliyle ben de önerileni yaptım. Şimdiye kadar sarı tonları dışındaki 7 farklı rengini uyguladım. (Hakkaten yuh!) Uygulama basit : Karışım diğer boyaların hazırlanma yönteminin aynısı. Karıştır-çalkala, hazır. Boyanın bir bölümünü diplerinize sürüyorsunuz. Boneleyip (kutu içinde bone var), boyanın saçınıza nüfuz etmesi için 20 dk saçınıza orta sıcaklıkta fön tutuyorsunuz. Amonyak olmadığından bunu yapmanız gerekiyor. Ben mi sabırsızım bilmem ama bu fön aşamasında resmen baygınlık geçiriyorum :( Ama sayılı zaman nihayet bitiyor. Kalan boyayı da uçlarına sürüp 15 dk bekledik mi, kurtuluyoruz. Artık yıkama zamanı...

Gelelim sonuçlarına; Benim denediğim renklerin hemen hepsi birbirine yakın çıktı. Yani "Ay orta kahve mi alsam, koyu kahve mi alsam" diye kasmaya gerek yok :) Kartal gözünüz yoksa, aradaki fark yok denecek düzeyde. Himm ama, parlak bakır kahve ve parlak çikolata kahvesine dikkat! İlk anda kahve tonlarına oranla daha bi güzel renk çıkıyor amaaa rengini daha çabuk bırakıyorlar. 2.haftadan sonra saçlarınız kızıla dönmeye başlıyor. Seveni de vardır belki ama, 2.haftadan sonra saçta oluşan o mat kızıllığı ben sevmedim. 

Tints of Nature, genel olarak, kuaförde veya evde uygulanan, amonyaklı boyalar kadar etkili değil. Var olan etkisi de onlar kadar uzun süreli değil. (Tabi, bu markanın şampuan ve kremlerini sürsek boya ömrü uzar mı bilmiyorum. Ben boya şampuanlarını sevmediğimden almadım.) Onun dışında, kuaförlerde boyadan sonra saç yumuşacık olur ya, bunda öyle bi yumuşama yok. Parlaklık derseniz, çok yok. Beyaz derseniz, aslında organik boyalardan beklenmeyecek kadar iyi. Ama yıkama sıklığımdan mıdır nedir bilmiyorum, 3.haftadan sonra beyazlar bakırlaşmaya başlıyor. Ben 3.haftadan sonra artık pasaklı görünmeye başladığımı düşünerek, yeniden boyuyorum.

SONUÇ : Öyle aman aman düğün yoksa, bayram yoksa, "Kuaförlerin boyadığı kadar parlak olmasa da olur, normal hayatımın ritminde kimyasala bulanmadan boyayayım, zaten öyle çok alengirli renkler aramıyorum." diyenler için işe yarar. Bana gelince, çok özendiğim bi dönem değilse, rutin akış içinde 24-25 günde 1 bu boyayla boyamaya devam ediyorum. Kuaför sonuçları almıyorum ama en azından nispeten de olsa içim rahat. Hem de fiyatı, kuaförlerin istediği fiyatların yanında, devede kulak..

21 Mayıs 2012 Pazartesi

New Peptin Eyelash Enhancer Kullanım

New Peptin Eyelash Enhancer, Kirpik Sıklaştırıcı & Uzatıcı : 68TL. (Eve geldikten sonra gördüm ki, şurda 59TL.) 4 ml"lik eyeliner kutusu gibi bir kutuda. Geceleri kuru ve temiz kirpik diplerine eyeliner sürer gibi sür ve uyu. 2 hafta içinde 2mm, 4. haftanın sonunda  4 mm uzatacağı iddiasında...

İlk gün heves edip gündüz de sürdüm, elim de yatkın olmadığından sıvı biraz gözüme kaçtı. Gözlerim anında kan çanağına döndü, bütün gün yandı, durup durup yıkadım. "Eyvah bu da alerji yaptı"diye korktum ama, sonradan insan gibi sürünce sorun kalmadı :) Yaklaşık 2 hafta+3 gündür, yağmur demedim, kar demedim, uykum var demedim, geç oldu demedim, her gece dikkatle sürdüm. (Lazımlı bişi olsa, bu kadar sebat etmem!)

Benim kirpiklerim normalde kısa ve seyrek. Zaten tamamı 5-6 mm, ya çıkar ya çıkmaz:( Onlar da malesef 2 mm uzamadı. Hepten aynı diyemem, belli belirsiz bir fark var gibi !! O kadar da düzenli kullanıyorum, internette okuduğum kullanıcı yorumlarında bahsedildiği kadar farkedilir bi uzama olmadı:( Misal; kimse, "Senin kirpiklerine n'oldu?" demedi. Bu kadar kısa kirpiklerimdeki 2 mm' lik uzamayı farkedecek birileri kesin çıkardı ;)

Mavala' nın (tık) gramajı fazla, sürümü rahat... Ama parlaklık ve kıvrıklık konusunda New Peptin, Mavala' dan  daha hızlı sonuç verdi. Uzunluk konusunda farkedilir sonuçlar görmesem de hala ümidimi kaybetmedim :) "Zaten doğuştan Türkan Şoray kirpiklilerde 4 mm uzuyodur da, bende 4 haftada ancak 2 mm uzar belkiii ! " :( Kutu içeriği görünmediğinden, ne kadar kaldı bilemiyorum ama bitene kadar sürmeye devam edeceğim. Bi gelişme olursa ekleyeceğim. 

Ama aklımda da bi kurt var. Neulash veya HydroPeptide gibi iddialı ürünleri pahalı buldum. (Neulash : 150$, HydroPeptide : 240TL civarlarında...)Almadım. E ama aylardır sağda solda, 50'ye şu ürün, 60'a bu ürün derken döküp saçtığım para bunların fiyatını geçti ki :(

SONUÇ : Kalan New Peptin'i bitiririm... Ümid vaadeden bi sonuç olursa ne ala...Yok hala etkili bi sonuç yoksa, ya bu kirpik derdinden kurtulurum, ya da artık gözümü karartıp Neulash ya da HydroPeptide alırım. Ev ahalisi de beni ıslahevine mi yollar, camdan mı atar bilemem !


1 ay sonunda gelen edit : Eskisine göre biraz parlak ve kıvrık duruyor ya da ben öyle görmek için kasıyorum:( Fakat uzunluk konusunda, ne kadar kasarsam kasayım malesef değişim yok. Bodur kirpiklerim, hayatlarını, hala aynı bodurlukta sürdürmeye devam ediyorlar.1 ayda 4mm uzama işi yalan oldu :((

New Peptin Facial Lifting Mask Kullanım

New Peptin Lifting Mask, tek kullanımlık bi ambalajda 13TL'ye satılıyor. Benzeri maskelerden daha sıvı. İçinde birikmiş sıvının kıvamı su gibi. İlk kullanımım olduğundan paketi açarken, suyu yere döküldü. Neyse "Kalan sağlar bizimdir" deyip, maskeyi açtım....Enteresan! Maske muadillerinin aksine bi şekilde :) Boyu kısa, eni geniş. Bildiğin kulaklarını bile kaplayan bi maske :)


"Peptitler cildi toparlamaya ve pürüzsüzleştirmeye yardımcı olur, ince çizgiler ile savaşır. Hyalüronik Asit ise derinlemesine nem verir." Yazıyor. 


Su yere dökülmese iyiydi ya neyse, kalan hafif nemli maskeyi yüze yerleştirdim. Sanki mentollü gibi, önce ferahlama sonra yanma hissine benzer bi his yaşadım. Daha fazla bekleyebilirdim ama mentol hissinden korktum. "Zaten alerjiğim, kızaracak, döküntüler çıkacak" diye endişelenip sadece yazdığı süre kadar bekledim (10dk) 


Maskeyi yüzümden aldım. Yüzümü yıkamadım. (Ürün kullanım talimatında açık bilgi yok, pek bilinen de bir ürün değil. Sınırlı bikaç blogda yıkamadıklarını okuyup, ben de yıkamadım) Üzerine rutin nemlendiricilerden birini sürüp uyudum. Korktuğumun aksine alerji vb olmadı. Lifting !Tek kullanım ile farkedilir bi değişim olmadı. Nem derseniz, yumuşacık bi etki olmadı. 

SONUÇ : Denenebilir. Ama kendi açımdan; İçindeki sıvının yarısı yere döküldü ondan mıdır bilemem, devamında düzenli olarak kullanmaya ikna olacağım bi sonuç almadım. 

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Roc Soya Unify Day / Gündüz Kremi Kullanım

Ara ara; markalardan, bi sürü şey denemekten, bi sürü şey seçmekten bıkıp dandik markalar kullanıyorum. (ismini vermeyelim ayıptır:)) Alerjik cildim de bu zihni sinir kafamı ödüllendirmek için, saçma sapan tepkiler veriyor. Belki 15-20 günü hiçbişi kullanmadan geçiriyorum.

İşte böylesi molalar sonrasında, ROC ürünleri ile soluklanıyorum. Bugüne kadar Roc ürünlerinde (Roc Hydra + gibi) çok fazla bişi vaadetmeyen basit nemlendiricilerini sürüp sürüştürdüm. Belirgin bir yarar da görmedim, zarar da görmedim. Ancak, geçtiğimiz aylarda, cilt tonundaki düzensizliklere ve lekelere yönelik Roc Soya Unify gündüz kremini kullandım. Aslında set olarak satılıyordu ama "Önce gündüzünü alayım, işe yarar gibi gözükürse gecesini de alırım" diye düşündüm. 50 ml'lik pompalı kutuda, 75TL civarında satılıyor.

Gelelim etkilerine : Bir kutu bitene kadar düzenli kullandım. Gerçi; "8 haftada lekeler gözle görülür ölçüde azalır" yazıyordu ama bir kutu 8 hafta yetmedi. Cilde verdiği nem fena sayılmazdı, yumuşacık oluyordu. Ancak, kullandığım sürede, lekelerimde ve cilt rengi düzensizliklerimde farkedilir bişi görmedim.

Zaman zaman, "Acaba gece kremi ile birlikte, set olarak kullansam, kullanmakta ısrarcı olsam bir sonuç alır mıydım?" diye düşünsem de, "Bu zamana kadar olmayan, herhalde 2.kutuda da olmazdı" diyerek yeni bir tane daha almaktan vazgeçiyorum.

SONUÇ : Roc sevdiğim bi marka, bu ürün de nemlendirici olarak iyi, fakat benim cildimde leke sorunuma faydası olmadı :(

Lee Stafford Bling Hair Rehab Intense Conditioner Kullanım

Lee Stafford Bling Hair Rehab Intense Conditioner, Tekin Acar'da 250 ml'lik ambalajda, 24TL'ye satılıyor. Bildiğim, duyduğum bir marka değildi..Fiyatı makul görününce, "Bi deneyeyim" deyip aldım. Kullanımı, bildiğimiz saç maskeleri-kremlerinin aynısı. Şampuanladıktan sonra sür, 5 dk sonra yıka.

Gelelim benim saçımdaki sonuçlarına; "Shea yağı içerip, saçı yatıştırır, nemlendirir, ipek özleri besler" yazsa da bende bu sonuçlar yoktu. Dolaşık saçım inatla açılmamaya devam etti, yumuşama ve nem hissi olmadı, "Peki hiç mi iyi tarafı yok?" derseniz: Var. Kokusu... Thierry Mugler Angel parfüm var ya hani. (Yoğun bi koku) İşte saçınızda, onun gibi bi koku bırakıyor. Bu parfümü bilen bilir. Seveni de çoktur, ağır ve yoğun bulup nefret edeni de... Siz hangi gruptasınız bilmem ama ben saçlarımın Angel kokmasını çok sevdim, bayıldım :)

SONUÇ : Güzel kokuyor :)Başka saç tiplerinde ne etki yaratır bilinmez, ama ne yazık ki benim kupkuru, kıvırcık ve sorunlu saçlarımı adam etmeye yetmedi...

Bioder Tüy Azaltıcı Serum (Yüz için) Kullanım

Bioder Tüy Azaltıcı Serum, Yüz için; eczane fiyatı 44TL... Bense, kozmetik dükkanlarından birinden 30TL'ye aldım. 2'şer ml'lik, 3 tane ampul... Toplamda 3 aylık kullanım. Her ay biri kullanılıyor. Kutu içeriğinden ampüller dışında, ampulü muhafaza etmekte kullanmak üzere, kapaklı damlalık çıkıyor. (Çok alengirli bişiymiş gibi anlattım da, plastik bişi)3 gece temiz cilde sürüyorsunuz....Ne ala, çok kolay.
.........................................
Etrafımda; Bioder'in bilimum ürünlerini alıp, kullananlar vardı. Ancak, aylarca azimle ve düzenle kullanıp hiçbir sonuç alamadılar. Onların etkisiyle bugüne değin, hiçbir Bioder ürününün yanına yanaşmadım. Ancak serum için durum farklıydı. Herkes övgüyle bahsediyor, haliyle merak ettim. Öyle meşakkatli de görünmüyordu. Ayda 3 gece... Uygulama da pratikti, alıverdim. 

Ben, sadece bıyık bölgesinde denedim.(Kaş için de düşündüm ama güvenemedim) Önce tüylerden kurtuluyorsunuz. Cımbız, ağda...Hangisini isterseniz. Ancak, ağda kullanacaksanız (herhangi bir kızarıklık-tahrişe karşı) uygulayacağınız bölgeyi, yaklaşık bi gün önceden  temizleseniz iyi olur... Ben cımbızı tercih ettim.

Ampülü kırdım. Kahverengi akışkan bi sıvı. Soya sosu gibi. Pekmez gibi. Kokusu kınaya benziyor. Kına kokusunu sevmiyorum ama öyle dayanılmaz da değil. Sonuç alacak olsam, her gece koksun. Sürdükten sonra, (kurumaya yakın) yapışkanlı kahverengi bi iz bırakıyor. O da olur. Evde sempati topluyosunuz :)

İlk gece sürdükten sonra, (çok kısa süreli) hafif bir yanma-karıncalanma gibi bişi hissettim. (Belki de psikolojik) Sonraki 2 gece yanma-manma bişi yoktu. 3 gece kullandım. Akışkan bi yapı olduğundan öyle bol bol da sürülemiyor, ampülün yarısı kaldı. Kutu içinde "7 güne kadar saklanabilir" yazıyor. Ama "Kalırsa 7 gün sürebilirsin" yazmıyor:) Bu sebeple kalanı attım. Kardeşi, arkadaşı, annesi ile aynı evde yaşayanlar bi kutuyu pekala 2 kişi kullanabilirler....2 kişiye garanti yeter...Hem daha da eğlenceli olur :)

SONUÇ : Her ay 3 gece olmak üzere, ilk 2 ampülü kullandım. Son ampül kaldı. Şimdilik "Tüy azaldı, inceldi, geç çıkıyor" gibi, iddialı değişimler olmadı. Kutu içeriğinde; "6 aylık kullanım sonunda tüylerde %56 azalma" yazıyor. Belki bi kutu daha alsam sonuç alınabilir ama bende tuhaf bir etki oldu. Özellikle 2. ampul sonrası, bıyık bölgesi pütürcüklendi. Ufacık ufacık iğne ucu çapında bi sürü renksiz sivilceler. Yanısıra, uyguladığım alan aşırı kurudu. (Tabi burda cildimin aşırı alerjik olduğunu söylemeliyim.) Ama devamını getirmeye ürktüm. Etraftan hala övgülü sözler duyuyorum ama malesef kendi adıma kalan son ampulü süremeyeceğim :(

10 Mayıs 2012 Perşembe

Novocrin Placenta Şampuan / Balsam Kullanım

Daha önceleri Kerastase, Alterna gibi markalar kullanırken, mevsimlik saç dökülmelerinin önü bir türlü kesilmeyince, sağdan soldan duyduklarımla Novocrin Plasenta Şampuan ve Balsam kullandım. Ürün çeşitliliği bol. Yağlı saçlar / Kuru saçlar vb için farklı şampuanlar var. Ancak ben "Dökülen saçlar" ibareli olanı kullandım.



Her zaman yaptığım üzre, almadan önce, forum ve bloglara baktım. Bu ürün grubuna dair, neredeyse mucize gibi bahsediliyordu. "Saçımın dökülmesi hemen durdu, yeni saçlar çıkmaya başladı" vb. İddialı laflar !

Şampuan da balsam da 300 ml'lik ambalajda, (eczanelerde) 26 TL civarında satılıyor. Ancak, ben parfümeriden her ikisini de 20'şer liradan aldım. Şampuanın kokusu (herkes bu kokuyu farklı tarif ediyor) bence kolonya kokusu gibi. Anlayacağınız, öyle mis mis bi koku değil. Balsamın belirgin bi kokusu yok. Şampuanı (üzerinde yazdığı üzere) 3 defa masajla kullandım. Balsamı saç kremi niyetine... İkişer kutu bitirdim. Dökülmeye farkettiğim bi etkisi olmadı. 

SONUÇ : Fiyat olarak, market markalarının fiyatlarına yakın. Ama nedense, market markalarından daha güvenli hissettiriyor. "Sürekli farklı markalar deniyorum" diyorsanız, bi kere de bunu deneyebilirsiniz. Ancak, "Yok yeni saç çıktı, yok dökülme durdu" lafları fikrimce şanstan ibaret. Öyle olacağı varmış, şampuan da üstüne denk gelmiştir.

8 Mayıs 2012 Salı

Mavala Double Lash (Kirpik-kaş uzatıcı) Kullanım

Mavala' nın tırnak ürünlerini (oje ıvır zıvır) severek kullanıyorum. Özellikle asetonsuz oje çıkartıcısını(Mavala Extra Mild Nail Polish Remover) güvenli buluyorum. 

Gelelim, Mavala Kirpik besleyici/uzatıcısı mevzusuna...Bir ara, etrafımdaki herkesin çokça sardırdığı üzere, kirpik uzatıcılara sardırdım. Birkaç marka için çok iyi şeyler duymuş olsam da pahalı buldum. Mavala aldım. 10 ml'lik oje şişesi gibi bir şişede, (şimdilerde) 40-50 TL arasında fiyatlarla satılıyor. 30 gün her gece kullanmanız, sonrasında haftada 2-3 kullanmanız gerektiği yazıyor. Fırçası, rimel fırçası gibi. Dolayısıyla sürülmesi kolay, pratik.


İlk 30 gün, (Nasıl motive olmuşsam!) aksatmadan her gece kullandım. Gündüz kullananı var mıdır bilemiyorum ama ben kullanmadım. Çünkü, sürdükten sonra ürünün kremsi yapısı kuruyor. Kirpikleriniz bembeyaz oluyor. "Yok, ben önce mavala sürerim, üzerine rimel sürerim" diyenlere de baştan söyleyeyim. İşe yaramıyor. Rimel şekilsiz ve pütürcüklü kalıyor. Haliyle sadece gece kullanılabilir.


30 gün kullanım sonrasında kirpiklerim nispeten kalın, kıvrık ve parlak göründü. Uzunluk konusunda dikkat çekici ve farkedilir bir sonuç almadım.


30 gün sonunda bir süre, haftada 2-3 defa kullandım, sonra üşengeçliğime yenildim. 1-2 ay kutunun yanından bile geçmedim. Tekrar aklıma gelip, sürmeye kalktığımda, serin ve karanlık yerde muhafaza etmeme rağmen ürünün yapısı değişmişti. Hala sürülebilirdi ama akışkanlığı değişmiş, yoğunlaşmıştı. Kirpiklerime sürüp kuruduğundan eskisinden daha da beyaz topak topak tuhaf bi etki bırakıyordu. Kullanmayı bıraktım. 

Zaman içinde önce kirpiklerimdeki  parlaklık gitti. Kıvrıklık vs gibi etkiler kayboldu.1 yılın sonunda, kirpiklerim eski halinden farklı değildi. 

Sonuç : Bence, bu tip ürünleri kullandığınız sürece sonuç alıyorsunuz, bıraktığınızda zamanla başa dönüyorsunuz.  Geçici bi parlaklık oluyor. Uzadığı-uzamadığı konusunda çok iddialı değilim. Birazcık parladı-kıvrıldı diyelim. İddialı sonuçlar beklenmiyorsa kullanılabilir. 


Unutmadan; alerji yapmadı, lens kullanıyor olmama rağmen zararını görmedim. 

Bir diğer söylenti; Badem yağı... Hint yağı... Buğday yağı vb. Uzattığına rivayet ediliyor. Bunların her birini ayrı ayrı zamanlarda denemişliğim var. Ancak akışkan yapıları nedeniyle göze sızmalarına engel olmak zor. Bi nevi göze yağ damlatmak ! Kaç defa denedimse, ne kadar dikkat etsem de, sabahları kan çanağı gözlerle uyandım. Kirpik uzasın derken, sağlık elden gidecek korkusuyla, komşu teyze reçetelerinden vazgeçtim.

4 Mayıs 2012 Cuma

Murad Clarifying Mask (Arındırıcı Kil Maskesi) Kullanım

Doğal kil bazlı formülü ile gözenekleri derinden temizlemeye ve cildinizi arındırarak akne oluşumunu engellemeye yardımcı olur.(yazıyor)
.......................................................................

Kil maskesinin en iyisi de nasıl olur bilmem. Bugüne dek hiçbirinde enteresan bi sonuç almadım. Fayda da görmedim, zarar da. Ama işte öğretilmiş bi ritüel. Cildin yağlıysa kil maskesi sürersin ! Sorgulama-uygula ! E iyi peki :)

Aldığım son kil maskesi Murad Clarifying Mask(75 gr'lık ambalajda, yaklaşık 135 TL), bitmedi ama kullanmayı bıraktım, gözle görülür hiçbir sonucu olmadı... T bölgem hala ışıl ışıl parlamaya devam ediyor !!! 

Bir daha da almayacağım. 
Neden? Anlatayım...

Aslında, otu çöpü karıştırıp evde yapılan maskeleri sevmiyorum. Koskoca kozmetik endüstrisi milyon testle bir krem üretiyor. Sonra biri çıkıp diyor ki ; "Dışardan almana gerek yok, 2 yumurta kır-birazcık da bilmemne otu ekle, al sana krem" ... Ölür müsün? Öldürür müsün?!

Ev yapımı ıvır zıvıra karşı tavrım böyleyken, bunun yegane istisnası kil maskesi. 

Tarif basit. Artık marketlerde bile satılan doğal kil aldım.(Yedi sülale sürsek bitmeyecek gramajda, 4 TL) Bir de gül suyu. (Yine markette, Rosense gül suyu. 65 ml, 3 TL) Suyla da karıştırılabilir ama ben gül suyunu tercih ettim. Bir kahve fincanının dibine 1 çay kaşığı kil, üzerini basacak kadar gül suyu ekledim. Öylece bi karıştırıp, T bölgeme sürdüm. 10 dk bekledim, yıkadım. Kilse kil. Hem de en doğal hali. Haftada 1-2 yapıyorum. Hiçbir olumsuzluk görmedim. Ha yüzüme nur da dolmadı ama, en iyisi denilenlerle kıyaslayınca...Vallahi onlardan eksik kalmadı. 

Sonuç : Murad (denediğim ürünlerde sorun yaşamadım) iyi bi marka... Bu postta derdimiz Murad'la değil, genel olarak kil maskeleriyle :)Her maske alınır, ama kil maskesi alınmaz-alınmamalı. Ayıptır, yazıktır :) Ona vereceğiniz paraya misal iyi bi nem maskesi alın, kili de evde hazırlayın derim. İlle de "Ben evde uğraşmam, alacağım" diyene de, "Ucuz pahalı pek fark yok gibi farketmez, çok kasma hangisinin fiyatı aklına yatmışsa onu al." derim. Daha da karışmam :)

Dermalogica Spesial Cleansing Gel Kullanım

Dermokozmetik markaları henüz bu kadar çeşitlenmemişken aldığım, bir dönem severek ve güvenerek kullandığım bir üründü.

250 ml'lik ambalajda, yaklaşık 107 TL civarında satış fiyatıyla.

Geçmiş zaman kullanıyorum zira artık kullanmıyorum. Şöyle ki; bu temizleyiciyi senelerce tek başına kullandım. Sabah / akşam bununla yıkadım. Üşenmezsem tonikledim, nemlendirdim vs vs. Meğer onca zaman yanılmışım. Yanılmışım diyorum, çünkü, çok sonra bir satıcı, "Special Cleansing Gel' in tek başına kullanmanın yetersiz olduğunu, Special Cleasing Gel' in tamamlayıcı bir temizleyici olduğunu, öncesinde yine Dermalogica'nın Pre Cleanse temizleyicisi kullanmak gerektiğini"(150 ml'lik ambalajda, yaklaşık 127 TL civarında) söyledi.

E ama ben bunu senelerce tek başına kullanmıştım ! Evet tamam ölmedim de:) E, keşke biri söylemiş olsaydı. (Gerçi, üzerine tonik süründüğüm zamanlarda, pamukta hala makyaj kalıntıları görürdüm, ama ne yalan söyleyeyim gerçeğe uyanmamıştım!)

Bazı markalara, sebebini benim bile bilmediğim şekilde güveniyorum (Reklamcılar bu sorgulamasız marka güvenini açıklayabiliyor, ama şimdi uzatmayayım) Dermalogica da bunlardan biri. Hala severek kullandığım ürünleri var ancak bir daha asla temizleyicisiyle aram düzelmedi. Elimde yarım bi şişe var ama kullanmıyorum. Arada plansız gelip, yatıya kalan "Temizleyici var mı?" diyen misafirlere veriyorum. Misafir mi az geliyor, jel mi bereketli bilemedim. 2 senedir bitmedi gitti !

Sonuç :  Kendi açımdan söylemem gerekirse, iki ayrı temizleyiciye para vermek istemem. Hadi onu geçtim diyelim, "Şimdi bununla temizleyeyim, şimdi de ötekiyle temizleyeyim" diyecek kadar enerjik de değilim."Ay aman n'olcak, iki kere yıkarım, üşenmem, parası da mühim değil" diyenleri de, olanca tembelliğimle taktir ederim.



3 Mayıs 2012 Perşembe

Dermalogica Active Moist Kullanım


Dermalogica Active Moist - Nemlendirici krem. Suni koku ve renklendirici içermez. (yazıyor)

Dermalogica'nın bi sürü ürününe bayılırken (örn : pure night), birkaç ürününü gereksiz buluyorum. Active moist de bunlardan biri. (En gereksizi için bknz : Dermalogica multi active toner :) ) Active moist iki farklı boyda satılıyor. 50 ml' lik (150 TL civarında) ve 100 ml' lik (220 TL civarında). Yağsız, hafif, akışkan bi yapısı var. Sürdüğünüz anda emiliyor olması güzel. Ancak, bana hiç uymadı.

Neden? 

Dermalogica'nın, her cilt tipi ve sorunu için bir ürünü var. Kuru cilt için, yağlı cilt için, ton farklılığı olan için vs vs...Ama (zannediyorum) karma cilt için bir nemlendiricisi yok :) Nereye giderseniz gidin size ancak Active Moist nemlendirici öneriliyor. Ancak, gelin görün ki; Active moist nemlendiricinin içinde, "yağlı cilt için" yazıyor ! Haliyle pek içime sinmedi.(Ben mi pimpirikliyim acaba)

Neyse uzatmayayım, karma cildinize, yağlı cilt kremini alıyorsunuz. Sürüyorsunuz, sürüyorsunuz, fakat o da ne, cildiniz günden güne matlaşıyor. Evet matlaşmak ! Kurumak değil. Cildinize dokunduğunuzda; nemli/elastik, ama sanki cildinizin rengi çekilmiş gibi! "Parlamıyor işte, ne güzel" diyebilirsiniz, ama bu en azından benim çok isteyebileceğim hoşuma giden bişi olmadı. Farklı yıllarda, toplamda 2 kutu kullandım. İkisinde de, cildim kağıt gibi göründü.

Sonuç : Olmayınca da olmadı, bana uymadı. Kendi açımdan, cildim karma kaldığı müddetçe, Dermalogica active moist almayı düşünmem. Ancak; şöyle de bi gerçek var ki kremin beğeneni çok fazla...Doktorların önerdiği nemlendicilerden...


BIODERMA Sebium Peeling Gel - DERMALOGİCA Daily Microfoliant Kullanım

Cildin arınması için günlük rutin tekrarların yeterli olmadığını düşünüyorum. Üşengeçliğim galip gelmezse haftada 1-2 peeling yapmaya gayret ediyorum.


Bunca zaman, türlü türlü markalar denedim. (Murad, Vichy, Clinique, Biotherm vb) Genelde, ucuzu-pahalısı, iddialısı-iddiasızı hepsi aynıydı. Ancak epey zaman önce bir testerla keşfettiğim, sonrasında bittikçe aldığım, severek kullandığım bir marka vardı. Dermalogica daily microfoliant. Yine bitmişti, yenisini almak üzere yola koyulmuştum ki, iktisatlı olacağım tuttu. "Hepsi aynıdır nasılsa, 75 ml'lik bir peelinge 180 TL vermeyeyim" deyip, (eczacı yönlendirmesiyle) Bioderma peeling aldım. 


Bioderma peeling 100 ml'lik kutuda, 45 TL'ye satılıyor. (Gerçi bu söylediğim fiyatlar etiket fiyatları. Hep dediğim gibi, fiyatlar her eczanede farklı. Tanıdık bi eczacınız yoksa, bikaç eczaneye sormadan almamanızı öneririm.)


Bioderma ürünlerinde, çoook mucizevi sonuçlar olmuyor ama, cildin dengesini alt üst eden sonuçlar da olmadı, haliyle en inandığım markalardan biri. Ama peelingini pek sevmedim. Piyasada 9-10 TL'ye satılan peelingleri bilirsiniz, denemişsinizdir. İşte Bioderma peeling, (bence) onlardan daha özellikli değil. Gözle görülür bir değişiklik, elle farkedilir bi pürüzsüzlük ve yumuşama hissi yok. 


"Peeling canım bu, ne değişiklik olacak?" derseniz, cevaplayayım. Örneğin; Dermalogica daily microfoliantı kullanınca yüzünüze bi nur iner! (İçindeki pirinç enzimlerinin cildi ağarttığına rivayet edilir) Arındığınızı hissedersiniz.(Ya da, "Ben öyle hissederdim" diyelim :)Ha bu arada dermalogicanın kafa karıştıran tarafı yok mu? Var. Şöyle ki; peelingle ortaya çıkan bu beyazlaşma sağlıklı mıdır veya zararı nedir, orası meçhul :(
Çevremde, özellikle doktor önerisiyle peeling kullanan insanların tercih ettiği peeling markalarından biri de Bioderma peeling. Şikayet edeni duymadım. Alerji-sivilce gibi nahoş sonuçlar duymadım. Bende de bi sorun olmadı. Ancak, Biodermanın peelinginde, Dermalogica peelingdeki gibi ışıl ışıl bir sonuçla karşılaşmadım.


Sonuç : 
  1. "Bir peelinge 180 TL verilmez" derseniz, tercihiniz : Bioderma peeling olmalı.
  2. "Sen dermalogica diyosun da, bir peeling neden beyazlaştırsın, içinde kafa karıştırıcı bişiler olmalı, işkillendim" derseniz, tercihiniz : Bioderma peeling olmalı.
  3. "Genelde hekimler ve eczacılar hangisini öneriyorsa, o olsun" derseniz, tercihiniz yine : Bioderma peeling olmalı. (İstisnasız herkesin bu markayı önermesi size de ilginç geliyor mu?Ya da ben mi fesatım acaba ;) )
  4. "Ay aman nasıl olsa hepsi aynı, para da mühim değil, bari sonucu gözle görebileyim" derseniz, tercihiniz : Dermalogica peeling olmalı. 

Benim ne yapacağıma gelince. Önce, itinayla bioderma peelingi bitireceğim :) Ki, muhtemelen 4-5 ay gider. Sonrasında...Dermalogica' yı (Her ne kadar beğensem de) ederinden pahalı bulduğum için, Bioderma'yı da sonuçsuz bulduğum için, almayacağım. Daha önce kullanmadığım, kullananı duymadığım BABE peeling var. Deney tahtasına çevirdiğim yüzüme, bir de onu süreceğim. Gelişmeleri yazarım.

AVENE Hydrance Optimale UV20 Legere 40 ml Kullanım

Avene Hydrance Optimale UV 20 Legere(Hassas Karma Ciltler İçin, Güneş Koruma Faktörlü Nemlendirici Krem)


Kullandığım ve nafile yere para döktüğüm onca kremin ardından, Avene almaya karar verdim. 40ml"lik plastik ambalajda, yaklaşık 47-63 TL arasında (eczaneye göre değişen) fiyatlarla satılıyor.(Artık market reyonlarındaki kremlerin bile 40-50 TL olduğunu düşünürsek ucuz gibi...)


Gelelim kreme. Plastik ambalajları sevmiyorum. Sağlıklı ve güvenli bulmuyorum ama ne gelir elden. Krem, plastik tüpte... Kokusuz (Gerçi almadan önce yabancı sitelerde, yorumlar okudum. Pekçok yorumda; "hoş kokulu-ferah" demişler! Nasıl iş anlamadım :) Kullandığım tüm avene ürünleri kokusuzdu. Ki, kozmetik ürünlerin de kokusuzu makbul. Yurtdışında farklı bi ürün serileri mi var bilinmez ! Neyse..) Yoğun yapıda ama yağsız olduğu söylenen bir krem. Azıcık bi miktarı bile tüm yüzünüze yetenlerden. Herşeye alerjik tepki veren, hassas bi cildim var. Arada yalan yanlış ürünler sürünce çıkan sivilceleri saymazsak, sivilce problemim yok. Bir de, yağlı yapıdaki kremleri kullanmam halinde cilt altında beyaz yağ noktacıkları oluşuyor. ("Komedon" diyorlar) Bunları söylememin nedeni şu : Kremi sürünce bu şikayetlerim hortlamadı. (Ki, bence iyi bişi) İstenmeyen herhangi bi reaksiyona neden olmadı. Koruma faktörlü olması bonusu. 20 koruma faktörlü kremin, (Cildinizin güneşe karşı ekstra bi hassasiyeti yoksa) yeterli olacağını zannediyorum. 


Sonuç : "Cildim hassas ve karma, nemlendireyim derken sivilceye boğulmayayım" diyorsanız...Anti aging, aydınlanma vs gibi beklentileriniz yoksa... Elastikiyet kaybı gibi dertleriniz yoksa... Nispeten uygun fiyatlı bi krem arıyorsanız..."Elli tane kremle uğraşamam hem nemlendirsin-hem güneş koruma faktörlü olsun" diyorsanız, denemenizi öneririm. 


Kendi açımdan; anti aging beklentimi karşılamıyor. Çoktan yeni nemlendirici arayışlarına giriştim bile. Ancak; sivilce-komedon vb oluşturmaması, aklımın bi kenarında kalacak. Daha iyisine rastlamazsam yeniden alabilirim.

26 Nisan 2012 Perşembe

Huiles Baumes Radiance Serum for Face Kullanım - Aydınlatıcı Yüz Serumu

Huiles Baumes Radiance Serum for Face - Aydınlatıcı Yüz Serumu : Siyah nokta karşıtı ve antioksidan cilt tedavisi 99,3% Doğal kaynaklıdır , 78.9% Organik tarım kaynaklıdır.(yazıyor)


Bu aralar mümkün olduğunca organik ürünlere yöneldim. Huiles-Baumes listemdeki markalardan biriydi, harekete geçtim :) 


Gelelim ürüne...

30 ml. Damlalıklı, akışkan kemik rengi bi serum. Belli belirsiz bi koku var gibi ama kokusuz denebilir. Sabah ve/veya akşam kullanılıyor. Ürün içinde "tek başına da kullanılabileceği" yazıyor ancak ben, serum üzerine; sabahları, güneş koruyucu (Bioderma) / akşamları nemlendirici (Murad, Essential-C Night Moisture)sürüyorum. (Böyle bi tavsiye olduğundan değil de, eldeki mevcut kremler bitsin diye) Ürünü kullanmaya başlayalı yaklaşık 2 hafta oldu. Daha şimdiden siyah noktalarım farkedilir ölçüde hafifledi. Ancak, aydınlandı mı derseniz...Şimdilik değişiklik yok. Olursa yazarım. Kutu bitiminde gelen edit : Siyah nokta için ilk 2 hafta aldığım sonuç o kadarla kaldı. Aydınlanma ile ilgili hiçbir değişim olmadı. 


Kötü yanı mıdır bilemedim ama eklemeliyim. 2-3 damla kullanım öneriliyor. Şişenin yarısı bitti bile. (Yaklaşık 2 haftadır kullandığımı yazmıştım) Ay sonunu çıkaramayacak gibiyim :( Bu sabahtan itibaren insan gibi kullanmaya başladım :)

Ürüne dair huysuzlandığım en belirgin özellik : Ürünün "İlk açan siz olun" şeklinde koruma bandı yok. Elbette pek çok markanın koruma bandı, jelatini vb yok. Ancak, içinde koruyucu olmadığını söyleyen bi marka alıyorsanız, ürünün siz almadan önce açılıp-açılmadığını bilmek istersiniz. Umarım bi işe bi çözüm getirirler.(Nitekim, kullanım ömrü : Açıldığı tarihten itibaren 6 ay)

SONUÇ: (Bir kutu ürün düzenli şekilde kullanılıp-bitirildikten sonra güncellenmiştir.) Genel olarak, kremin yapısını, kullanım biçimini vs sevdim, organik içeriğine bayıldım, güvendim. Alerjiye neden olmadı. (Ki, benim cildim ota çöpe alerjili kıl kuyruk bi cilt) Daha az sorunlu cildim olsa bu ürüne devam edebilirdim. Ama, derdim bitmiyo ki. Siyah nokta/ton farkı falan da filan. Keşke belirgin ve sürekliliği olan sonuçlar alabilseydim:( Severek ayrılacağım.

NOT : Huiles et Baumes ürünlerini denemek isteyenler için... Sitelerinde tester talep formu gördüm. Formu doldurdum. Bir ürün için tester istemiştim ama ağanın eli tutulmamış. 2ml"lik ambalajlarda 7 tane tester göndermişlerdi. 2 el kremi-2 gündüz kremi-3 gece kremi (Testerlardan hareketle, gece kremi fena değil gibi...Sanırım alacağım)

Unutmadan, tester gönderimlerinde kargo ücretini siz(alıcı) ödüyorsunuz. Ben (Ankara'dayım) 6,25 TL kargo ödedim.

Tester talep için link : http://www.canpolkozmetik.com/HuilesBaumes/html/form1.asp

24 Nisan 2012 Salı

Organicum Şampuan ve Organicum Aktif Saç Maskesi Kullanım

Aslında severek kullandığım başka bir şampuan olmasına rağmen, aktarda gördüğüm (Evet aktarda satılıyordu!) Organicum şampuan ve Organicum aktif saç maskesini (sertifikalı organik ibarelerini görünce!) aldım. (Eczanelerde de var ama bana aktarda denk geldi. Ihlamur almaya gidip, şampuanla çıkmam ayrıca bi tuhaflık!)

Şampuan; ısırgan, portakal yağı, defne, biberiye, şerbetçiotu, adaçayı içerikli...19 TL. Saçlarım kupkuru ve kıvırcık...(Kuru saçlar için olanı almama rağmen)İlk kullanımdan itibaren daha da sertleşti. Kullandıkça da mısır püskülüne döndü:( Sert, kabarık, hale yola koyulmaz bişi oldu...Fön çekerken, kuaför bile "Buna n'olmuş böyle" dedi...Giderek bonus kıvırcığına döndüm!

Aktif saç maskesi; kayısı çekirdeği yağı-civan perçemi-at kuyruğu-çörek otu yağı-ısırgan içerikli...39 TL. Bulanık, sarımtrak renkli, bitkisel bi karışım. Eskiden aktarlarda hazırlanan saç bakım yağları gibi kokuyor. Ben bu kokudan rahatsız olmuyorum ama sevmeyeni olabilir. İyice karıştırarak saça sürüp, boneledim. Daha iyi nüfuz etsin diye, bir süre saça sıcak fön tuttum. Şampuanın aksine maskeden memnun kaldım. Kıvırcık kafamdaki elektiriklenme biraz dinmiş, yumuşamıştı. Gerçi şunu eklemeliyim, maske ilk kullandığım andaki müthiş etkiyi sonraki kullanımlarda yaratmadı:( Yani yine fena sayılmazdı ama, ilk andaki etki şahane ötesiydi. Yılmadan bi süre hevesle kullanacağım o ayrı :)


Sonuç : Saç ürünlerinde genelde herkesin beğeni ve beklentileri farklı olduğundan, almadan önce tester edinip denemenizi öneririm. Şampuan, bende işe yaramadı. Maskeyi beğendim. Maske kullanmayı seven biri olarak, (başka bi maske dikkatimi çelmezse) bi defa daha alabilirim.

Clinique All About Eyes - Göz Altı Kremi Kullanım

"Göz altı torbaları-morluk ve ince çizgiler içindir" (Yazıyor)

Bu ürünü henüz ilk gençlik yaşlarımda kullanmıştım. O senelerde, 4-5 kutu kadar da kullandım. (Hakkaten yuh!) Açık söylemek gerekirse market reyonlarındaki kremlerden daha iyi olduğunu düşünmedim. Morluklara etkisi olmadı. Çizgileri önlemedi. Ancak makyaj altı kremi olarak işe yaradı. Makyaj daha uzun süre uçmadan-bozulmadan kalabiliyordu. Ürün ambalajını hijyenik bulmadım. (ki hala aynı kutu) El kremi kutusu gibi, bi damla almak için tüm kutuya dalmak nedir ?! Pompalı kutuyu niye düşünmezler bilemiyorum. Ayrıca, güneş koruyuculuğu yok ! (O yıllarda markayı güvenli bularak, sürdüm de sürdüm)

Bigün ne olduysa oldu, almayı bıraktım. Senelerce bi daha asla kullanmadım. Ta ki, yakınlarda bi seyahate gidene dek. Yanımda krem yoktu. Tesadüfen indirimli-promosyonlu şunlu bunlu clinique ürünleri gördüm. 1 hafta krem sürmezsem öleceğim ya ! Alıverdim. Onlardan biri Clinique All About Eyes.

Bana gülünç gelense şu : seneler sonra clinique reyonuna gidiyorum. Göz çevresi için önerdiği ürün yine All About Eyes oldu... "Bu markanın tek göz kremi bu mu?18 yaşında da bunu kullandıydım" diye kikirdedim, satıcı hanım alınganlık edip terslenince,   "Him peki alayım-kaybolayım bari" deyip tırım tırım uzaklaştım :) !
...........
Kutuyu açınca resmen dejavu yaşadım. Seneler öncesinin aynısı. Gerçi bi yerde, "Clinique' in bazı krem içeriklerini senelerdir değiştirmediğini ve bununla övündüğünü" okumuştum. "Hergün bütün dünya, teknoloji değişirken, 30 senedir aynı içerikleri kullanıyor olmalarının nesi övünç kaynağı ki?!" diye düşündüm. Yazının doğru olup-olmadığına kafa yormayı bıraktım... Ama... Yahu cidden bu krem seneler öncesinin aynısı gibi! ...Bilemedim.

Sonuç : 18-25 yaş arasında hiçbi sorunu olmayan, "Ay ben de artık krem sürmek istiyorum, birazcık da güvenli bişi olsun" diyorsanız, alınız...Hiç bişi beklemeden sürünüz. "Yok, ben 25"imden gün aldım. Artık insan gibi bişiler süreyim" diyorsanız, yazıktır, Clinique'nin bi sürü şahane ürünü varken, bununla oyalanmayın derim....

Skincode Firming eye zone gel - Sıkıştırıcı göz bölgesi jeli deneyimi

"Skincode Firming eye zone gel - Sıkıştırıcı göz bölgesi jel : Göz altındaki şişlikleri, çizgileri ve kırışıklıkları azaltır, nem verir" (Yazıyor) Satış fiyatı : Yaklaşık 100TL civarında. 


Ölümsüzlük kremi gibi(!), ufacık-minnacık ambalajlara servet isteyenlere nispet, 20ml olmasını seviyorum. Benim asıl sorunum morluklar, ama yine de ısrarla, ara ara bu ürünü kullanıyorum.


Gelelim özelliklerine : Şeffaf yapıda..Dolayısıyla ne kadar sürdüğünüzü anlamıyorsunuz. Eliniz alışana kadar bi süre, bigün az, bigün vıcık vıcık dolaşıyorsunuz. Morluklara etki etmedi. Sıkılaştırıcı yazıyordu. Ona da bi etkisi olmadı. Him ama, nemlenmek derseniz, evet nemlendirdi. 


"Ne sıkılık-ne morluk hiçbi derdim yok" diyorsanız, sadece nemlendirici arıyorsanız doğru ürün. Ancak fikrimce kritik nokta şu: Aradığım tek özellik "nemlendirme" olsa bu ürünü alır mıyım? ...Hiiim... Bence birazcık pahalı bi ürün gibi. 


Sonuç : Bana gelince, benim bu ürünle olan ilişkim "karmaşık" :) Zararını görmedim, ama bi sürü denenmedik marka var ya, sanki, aradığım ürün onların içinden çıkabilirmiş gibi hissederek, her defasında "Bi daha almayacağım" diyorum. Ama gelin görün ki, her nasılsa, 3-4 ürün molasından sonra, bi tane skincode alıveriyorum. Eğer almayı düşünürseniz, Skincode'un sık sık 3 al 2 öde kampanyaları oluyor. Acele etmeyip, birini denk getirmenizi öneririm.

18 Nisan 2012 Çarşamba

PCO Göz Maskesi - Anti Wrinkle Eye Mask Kullanım

Özellik : Alt ve Üst Göz Kapağı ve Kaz ayaklarında kollajen yapının yeniden yapılanmasına ve kırışıklıkların düzeltilmesine yardımcı olur. (Yazıyor)


PCO yüz maskesi acil durum çantamda yerini almıştı. Günlerdir denemeye niyet edip üşendiğim PCO göz maskesini kullanayım dedim. Pco göz, yüz maskesi ile benzer yapıda...Bol bol. Yoğunluklu akışkan. Maskeyi göze yerleştirmek marifet istiyor. O maskedeki sıvının göze sızmasına engel olmak, marifet istiyor. (Bilmem belki zarar vermiyordur ama ben rahatsız oldum. Nihayetinde içeriğinde ne olduğunu pek de bilmediğimiz bi sürü şey var.) Ama şunu da söylemek lazım... Kendine yetmeyen maskelere inat bol bol. Adı göz maskesi ama paketin sağından solundan derken, o sıvı yüzünüz-boynunuz hatta abartıp ellerinize bile yetiyor :) 

20 dk sonra maskeyi çıkardım. Bende ilk kullanımda farkedilir bi değişim olmadı. Gece uyudum. Gene değişiklik yok:) Bilemedim...Haftada 1-2 kullanabilirsiniz yazıyor. Derin kırışıklıklarda 3-4 diyor. 2 tane almıştım, birini kullandım...Diğerini de; "Belki de, belirgin bi kırışıklığım olmadığı için, göze görünür bi sonuç elde edemedim." diye düşünerek teyzeme verdim. Günler sonra teyzem (58 yaşında) "Bunu nerden aldın, gene alsana" diye telefon etti :)

PCO yüz maskesi postunda da yazdığım üzre, bu maskeleri, öyle kür mür kullanımı için pahalı buluyorum. Eh pek kırışık da yok. Bari dökülüp saçılmamayım diyorum :) PCO yüz  maskesi çantamda, özel bi günü beklemeye devam edecek  ama göz maskesini (en azından kendim için) bi daha almayı düşünmüyorum. 

Büyükşehirlerde bulunabilir bi ürün. Onun dışında internette de gördüm. Paket fiyatı her yerde aynı görünüyor.12 tanesi 180 TL. (Bazen promosyonlu...12+1=180 TL) Önce teklisini denemenizi öneririm. Teklisi ise eczanelerde 15 ila 22 arasında değişiyor. Eczacınızın o günkü pozitifliğiyle orantılı fiyatlarla :)



Bioderma Sebium Foaming Gel Kullanım

Hatalı ürün kullanımı ile bütün suratım sivilce dolunca eczane yollarına düştüm. Bir süre, temizleyici olarak "Bioderma Sebium Foaming Gel" kullanmamı önerdi.1 alana 1 bedava = 59 TL (500ml*2)


Yanında bi merhem verdi (Bu blogda ilaç isimleri söylememek herkesin hayrına)

O gün bugündür, hafif ve güzel kokan(Kokulu ürün dermokozmetik meraklıların sevmediği bişi gerçi), mavi temizleme jelini foşur foşur kullanıyorum.

Ancak ilginç bulabilirsiniz belki...Bu ürünün üstüne Bioderma Sensibio H2O kullanıyorum. Önceleri elimde kalan H20 bitsin diye bunu yaptım. Fakat, özellikle yoğun makyaj yaptığım dönemlerde, pamuk hala kirli görününce günlük temizleme rutinim bu hale dönüştü. Asıl konumuza dönecek olursam, aradığım temizleyiciyi bulmuş gibiyim. Boyutuyla bi ömür yetermiş gibi görünmekte ama, bitirmeyi başarabilirsem ve aklım başka bi ürüne kaymazsa yeniden alabilirim gibi görünüyor.

Sonuç : Karma-yağlı ciltler için, kurutmadan temizleyen suyla temizleme şeysi :)

Bioderma Sensibio H2O Kullanım

Durulama gerektirmeyen yatıştırıcı temizleyici ve makyaj çıkarıcı..


Ota çöpe alerjisi olan biri olduğumdan, doktor önerisiyle bunu aldım. Yağsız olması güzel ama çok sevdim diyemem. Hele de benim gibi suyla temizlemeyi seviyorsanız...Nedense foşur foşur yıkamadan temizleneceği hissine hiçbi zaman ikna olamıyorum. 

"Göz makyajı temizliğinde bile kullanılabilir" demişti. Ancak benim water proof rimelime etki etmedi. 

1 alana 1 bedava kampanyasında (59TL) almıştım. Alerji vs yapmadı ama sevmeyince sevmez ya insan, sevemedim. Şimdilerde bütün yüzümü eski usül foşur foşur (Bioderma Sebium Foaming Gel ile) yıkıyorum. Ama atmaya da kıyamadığımdan, tonik niyetine de bunu kullanıyorum.


Sonuç : Basit, sorunsuz ve deli gibi beğenilen popüler bi temizleme sıvısı. Zararını görmedim ama, suyla temizlemeyi sevenler için doğru tercih değil. Waterproof makyaj temizlemek için yeterli değil.  

La Roche Posay Redermic PNM-Normal ve Karma Ciltler deneyimi

Ürün açıklamasında : "Kırışıklara Karşı Etkin Sıkılaştırıcı, Normal-karma ciltler için C vitamini, Medecassoside ve Hyaluronik asid içeren yaşlanma karşıtı bakım" yazmakta.


Eczacının, "40 yaş üzerine öneriyoruz" demesine rağmen, (okuduğum bir sürü kullanıcı yorumlarına özenip) "Çekil şurdan anti aging yapıcam ben, inadım inat" deyip aldım.  


Ufacık uçlu metal bi ambalaj. Bildiğimiz kremlere nispeten akıcılığı az. Bütün C vitaminli ürünler gibi, kararmaya pek müsait. Ben bunu gece kremi şeklinde kullanmak üzere almıştım. 3.günde filan yüzümde sivilceler başladı. (Ki, ergenlik döneminde bile sivilcesi olmamış biriyim) Köklü-koyu renk-tuhaf bi şekilde ağrılı sivilceler...Kullanmayı bıraktım. Kullanana, almadan önce KESİNLİKLE denemesini öneririm. Biliyorum eczaneler tester konusunda biraz ketumlar ama, almayı düşünüyorsanız ısrarla deneyin. "Tek seferde ne anlaşılırmış?" demeyin. Misal bende, kremi sürdüğüm ilk gecenin sabahında, yüzüm pütürlendi. Bırakmayı düşündüm düşünmesine de, markaya olan güvenimle kullanmaya devam ettim. Çok iyi ettim. Liseli ergenlere döndüm :(


Kullandığım ilk La Roche ürünü değil, hala dolabımda güvenle kullanmaya devam ettiğim bi dolu La Roche Posay ürünü var. C vitaminin alerji yaptı desem, ona da ihtimal vermiyorum. Kullandığım ilk C vitaminli krem değil. Ama nedense bu kremde yolunda gitmeyen bişeyler oldu. Yaşlanmayayım derken, kendinizi ergenlik yıllarınızda bulabilirsiniz ! 


Belki de bahsettikleri yaşlanma karşıtlığı budur :D Kimbilir :P